TüRKİYE’DE SEçİM SONUçLARI VE BİN UMUT ADAYLARI
  
  Kürtlerin uzun soluklu mücadelesi içinde silahlı mücadelenin yanı sıra değişik yol ve yöntemler de denendi. Kürtler Sorunun çözümü için koşullara göre her türlü yol denemeye devam edecekler. Sadece cumhuriyet dönemimde Kürtler için ortaya çıkan olumsuz gidişata dur demek, sorunlarını çözmek için yirmi dokuz kez silahlı isyana başvurdular. İsyanların yapısı, Kürt toplumunun içinde bulunduğu durum, bölge ve uluslar arası koşulların elverişsizliği isyanların başarıya gitmesini engelledi. Her başkaldırmanın sonucu katliam, talan, sürgün ve karanlık bir dönemin başlangıcı olmuştur. Kürtlerin kaderi hemen hemen dört parçada böyle bir seyir izlemiştir.

Fiziki imhanın yanı sıra Kürt dili ve kültürü üzerindeki baskı ve yasaklardan dolayı milyonlarca Kürt asimilasyona tabii tutulmuştur. Türk, Fars ve Arap uluslarına entegrasyonu sağlamak için yürütülen politikaların sonucunda tam bir beyaz katliam gerçekleştirilmiştir. Bu durum Kürtlerin iradesini, güvenini önemli, oranda kırmış, düşünce ve ruh yapısını tahribata uğratmıştır.

Düşmanın bütün bu imha ve inkârcı politikalarına rağmen Kürt halkı varlığını koruyabilmiş, çok zor ve vahşi koşularda bile mücadele etmesini bilmiştir. Bilinçli ve planlı bir şekilde sürekli ilim ve gelişmelerden uzak bırakılmasına rağmen, kendini geliştirebilmiş, belli bir aydınlanmayı başarabilmiştir.

Kürt toplumunun özellikle yetmişli yıllarda yakaladığı bu aydınlanma temelinde daha modern, daha örgütlü, daha bilinçli bir mücadelenin temelini atma başarısını göstermiştir. Dört parçada paralel yürütülen ulusal mücadele önemli mevzi ve kazanımlar elde etmiştir.

Kürt halkı, doksanlı yıllara geldiğimizde serhildan ve silahlı mücadelenin yanı sıra parlamentoya vekillerini göndererek, seslerini daha güçlü dünyaya duyurmaya başladı, halkımız için önemli ve bir ilk olan bu deneyim, kısa vadede sona erdirildi. Kürtlerin parlamentoya girişlerini hazmedemeyen Türk ırkçı, şoven rejim kısa zamanda Kürt parlamenterlere yönelik yürüttüğü baskı ve saldırılar sonucu, meclisten çıkartarak, kimini öldürttü, kimini tutukladı ve Kimini de suçlu ilan ederek kaçırttı.

Türkler, Kürt sorununun çözümü için önemli bir adımı böylece boşa çıkararak, tasfiye etti.

Uzun bir süreden sonra 22 Temmuz 2007 seçimlerinde Kürtler adına yeniden bir grup milletvekilinin parlamentoya girmiş olması önemli bir adımdır. Kuskusuz bu ulusal mücadelenin bir sonucudur ve sevindirici bir olaydır. Fakat parlamentoya girmekle iş bitmiyor. önemli olan Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini parlamento çatısı altında savunmasını bilmek ve temsilini yapmaktır. Henüz erken olmakla beraber, bir takım kaygı verici duruş ve izahları görmemek, özellikle bazı adayların seçim öncesinde yaptığı çeşitli açıklamaları ve seçim sonrası ortaya çıkan tabloya bakarak endişe duymamak mümkün değildir.

Her şeyden önce’’Türkiye’ye verilmiş sözümüz var’’ sloganıyla Kürtler adına ‘’Bin Umut Adayları’’ olarak yola çıkanların, Türkiye’ye verdikleri hiçbir sözlerinin olmaması gerektiği kanaatindeyim. çünkü bu slogan Kürtlerin hiçbir duygu, düşünce ve taleplerine cevap vermiyor. Tam tersine, Kürtlerin Türkiye ile entegrasyonunu sağlamaya çalışan Kemalist zihniyetin bir ifadesidir. Bunu söylemeden de parlamenter olunabilir. Yine bazı adayların çeşitli gazetelere verdikleri demeçler de, Türkiye’deki anayasal çerçevenin dışına çıkmadan mücadele edeceklerini, son derece uslu, devlete karşı saygılı ve riyakâr davranacaklarını söylüyor. Eğer öyle ise böyle davranan yüze yakın Kürt var Türk parlamentosunda. Ve sözlerine devam ediyor bizim aday- asla geçmişteki Kürt vekiller gibi davranmayacaklarını, onların düştüğü hatalara düşmeyeceklerini söylüyor. Peki, eski parlamenterler neyi söylediler? Ne yaptılar ki! Anımsayalım; Sadece meclis kürsüsünden birkaç Kürtçe kelime ile Türk ve Kürt halkına söz verilmişti. Bunun neresinde yanlış var. Eğer Kürtler adına yola çıkan biri, Kürtlerin adına Kürt dilini bile telaffuz edemeyecekse o zaman neden gitsin oraya. Vekil olduğu toplumu nasıl temsil edecek, Kürtler adına en küçük bir şey söylemek bile hata ise, o halde bin umutla yola çıkanlar ne yapacak, Kürtleri ne ile hangi politikalarla temsil edecek. öyle anlaşılıyor ki geçmişten kötü ders almış, birazda terbiye edilmiş bir vekilliği benimsemişe benziyorlar. Seçim öncesi ve sonrası yapılan tüm konuşma ve söylemlerinden ortaya çıkan sonuç bu yöndedir. Mevcut durumda sergiledikleri duruş, Kürtlüğe, yurtseverliğe ters düştüğü gibi, terk edilmemesi halinde, Kürtlerin felaketini getirebilir.

Dikkat edilirse bu sakat duruş seçim sonuçlarına yansıdı.  Kürtlerin oy potansiyelinde de büyük bir düşüş oldu.22 vekil meclise göndererek başarılı olduklarını sananlar yanılıyorlar. önemli oranda oy potansiyeli kaybeden bir siyasi hareket başarısızdır. Yürütülen yanlış politikalarla, yurtsever potansiyel eriyor, küçülüyor. Kürtler adına siyaset yaptığını sananlar, kendilerini vazgeçilmez önder, büyük yönetici olarak halka yutturanlar, neden bu gerçekleri görmüyor, sorgulamıyor. Görse bile neden sudan gerekçelerle izah ediyor. Daha ne zamana kadar başarısızlığı ispatlanmış politikalarda ısrar edeceksiniz? 93’lerden beri mücadeleyi bir milim bile ilerletmeyen, sürekli gerileten, neredeyse marjinal duruma getiren zihniyeti ne zaman terk edeceksiniz. Kürt özgürlük mücadelesinin önündeki en büyük engelin bu yönetim zihniyeti olduğu, bir kez daha seçim vesilesi ile ortaya çıkmamışmıdır. Gerçek durum bu olmasına rağmen hala eski tarzı tekrarlamanın sebebi nedir?

Tek bir nedeni var. Ne yaparım nede yaptırırım. Klasik başarmayan tarzımda ısrar ederek Kürt hareketini bitiririm, anlamı çıkar.  Yoksa AKP Kürdistan’da birinci parti olabilirmiydi. PKK’nın dayandığı tabandan tek bir oy alması bile mümkün değildi.  Bu başarısızlığın sorumluları ciddi bir sorgulamayı yapmaları gerekirken, sıkılmadan AKP oy patlaması yaptı, alternatifi yoktu, ayni koşullarda siyaset yapmadık v.b gerekçelerle başarısızlıklarını izah etmeye çalışıyorlar. O halde sormazlar mı adama, siz alternatif olarak ortaya çıkmadınız mı? Sözde Kürtlerin içinde Kürtlere yakın olan siz, mücadele eden çok çalışan siz. Ama kazanan AKP. Bunun böyle olmadığı çok açıktır. Politikalarınızın tüm Kürtleri kapsamıyor. Tarzınız birleştirmiyor. Diliniz kazandırmıyor. özerksiniz. Kürtler arasında bölücülük yapıyorsunuz. Sizin gibi düşünmeyen, konuşmayan Kürtleri horluyorsunuz, dışlıyorsunuz. Toplumu Tatmin edecek plan ve projelerden yoksunsunuz. Her gün strateji değiştirerek insanların kafasını karıştırıyorsunuz., neyi hedeflediğinizi kendiniz bile bilmiyorsunuz.

Bu kadar kafası karışık olan bir parti elbette gelişemez. Artık gelinene aşamada kuru ideolojik söylemlerle halkı kazanmak mümkün değildir. Hiç olmasa insan rakibine bakarak bazı sonuçlar çıkarır. AKP’nin başarı sırrı tüm kesimleri kapsayan politikasında yatmaktadır. Sağcısından, solcusuna, İslamicisinden, muhafazakârına kadar toplumun tüm kesimleri ile kucaklaşa bildiği ve başarılı oldu. Kürtlerin öncüsü veya iradesi diye tabir edilen güç ise, bırakalım yeni kesimleri kazanma, en sadık insanlarını bile kaybediyor. çok dar dogmatik, klasik sosyalist yaklaşımlarla insanlara yaklaşım gösterdi. En küçük bir ayrımcılığa müsamaha göstermedi ve çok renkliliği hep söyledi ama pratikte hep siyah-beyaz olarak kaldı. Sudan bahanelerle insanlarını, ihanetle, işbirlikçilikle, tasfiyecilikle suçlayarak düşman ilan etti. çok değerli devrimci-yurtsever insanları öldürdü, kaçırttı veya tecrit etti. Hayat bulan bu tarz sadece PKK bünyesinde değil, ayni zamanda onun legal sahadaki örgütlerinde de bu tarz bire bir kopyası ama çarpık olarak işliyor.

İşte bu yaklaşım Kürt toplumuna ve temsil ettiği örgütlere dayata dayata var olan noktaya gelindi. Bu gerçekleri görmeden seçimlerdeki başarısızlığın nedenlerini kavramak mümkün değildir. Ayrıca mücadelenin gerçek sahipleri olan halkımızın onayı olmadan ve önerileri dikkate alınmadan, son derece keyfi, rastgele, anti demokratik bir biçimde seçilen adaylar, seçimin seyrini değiştiren diğer bir etkendirler. Can havliyle çalışan, her şeyini mücadeleye veren halkın bir kesimi iken, işin rantını yapan yan gelip yatan kurnaz kesimidir, bu adaletsizliği, anti demokratik yaklaşımı artık toplum görüyor ve karşı tavır alıyor.

Eminim ki PKK eksenli politikalar oy verenlerin yüzde yetmişi inandığı veya benimsediği için değil, alternatifi olmadığı ve duygusal bağlardan dolayı veriyor. Sorumlu öncünün bu durumu mutlaka görmesi ve aşması gerekir.

22 Temmuz şu sonuçları çok açık bir biçimde ortaya çıkarmıştır. Nasıl ki ordu eksenli, dar klasik solculuk CHP’yi iflasa götürmüşse, Kemalist zihniyete dayalı politikalarda PKK’ ye kaybettirmiştir. Kürt halkı Kemalist eksenli zihniyete oy vermeyerek ret etmiştir. Fazla benimsemediği halde AKP’ye yönelmiştir. Alternatifi olmadığı için böyle bir tercih kullanmıştır. Aksi takdirde yurtsever potansiyelin oyu kırktan fazla vekil çıkaracak düzeyde idi. ama yanlış strateji ve anlamsız politikalar mevcut sonucu doğurdu.

Kısaca özetlersek’’Atatürk, Türkler ve Kürtler için fazilettir.’’ Diyen ve yine ‘’ Musul Misak-ı Milli sınırları içindedir’’. Dolayısı ile ‘’misak-ı milli sınırları korunmalıdır’’diye açıklama yapan zihniyetin Kürtlükle ve yurtseverlikle hiçbir alakası kalmamıştır. Bu kafa her ne kadar Kürtler adına yola çıktığını iddia ediyorsa da bunun büyük bir kandırmaca dan dan ibaret olduğu ortaya çıkmıştır. Kürtlük onlar için sadece bir maske,  Siyaset yapmaları için bir malzemedir. Seçimlerde Kürtleri nasıl ve ne kadar temsil ettikleri ortadadır. Ortaya çıkan tablo bunu çok iyi ifade ediyor. İnşallah umutlar acıya dönüşmez, bekleyip göreceğiz.
13 Ağustos 2007

Selahattin GüN
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe