Acımızın Seyircisiyiz

Her birimiz için geride kalan korunaklar var. Sakine için... Peki daha yüzlerce Kürt kadını için? Onlardan bazıları yıllarla kuruttu gözyaşlarını.

Neval Çelik
27.12.2004 - 20:57

Neredeyse her gece ağlıyor... Aslında artık onun gözyaşlarını taşıyacak kelime bulamıyorum. Bu yüzden konuşamıyorum. Ölüm susturuyor, kendi sessizliğinde yaşatıyor her şeyi. Neden diye sorulmadık tek bir gün! Sığındığım her neyse ondan tek dileğim bu... Yaşamı hafif, umarsız yaşayabilmek... Fakat geçmişin kemendi ve hala süregelen acı ile sevinç bağları öyle sarılmış ki boynumuza, sökülmesi imkansız.

İnsanın yaşadıkları neden ve nasıl seçilir? Sakine neden yaşadı? Şimdi ağır bir boşluğu taşımak zorunda. Aslında tek başına. Çünkü böyle acılar onunla yaşansa da paylaşılmaz. O paylaşmaz; paylaşırsa onu paylaşmış olur. Oysa saklıdır içinde; hem de acayip bir kıskançlıkla. Bu yüzden artık neden ağladığının bile cevabını vermiyor. Vermeyecek de. Her damla karşılığında onu ruhuna ve vicdanına yedirecek.

Sipan gitti. En son yarım bardak çayını içip aceleyle çıktı. Sakine?ye ?çarşafları yıka? demiş öncesinde. Sakine yıkadı. Çarşaflar ipte asılı kaldı. Bardak gibi yarım kaldı her şey... Acele gitti. Neden?

Her birimiz için geride kalan korunaklar var. Sakine için... Peki daha yüzlerce Kürt kadını için? Onlardan bazıları yıllarla kuruttu gözyaşlarını. Diğerleri sırılsıklam. Ama kuruyan da yaş olan da yanık. İşte Kürt olmak. Yanmak... En kötüsü kadınlığımızın tanışmadığı bu duygularla özgürlük yanılgısında ?küllerinden yaratıldığını? sanmak. Yakanken, yanarken ateşi sahiplenmek... Cayır cayır bir gerçekte nasıl bir oyunun hissizliği... Hangi kadınlığın portresidir çizilen? Ve çizen bunu neyle çiziyor? Kürt olmak, kadın olmak; razı olmak...

Razı olmak kadar alışmışız vurulmaya. Vurulmak, hep vurulmak alıştırmış bizi. Acımızın hem taşıyıcısı, hem seyircisi olmuşuz.

Sakine acımız... Onu hem taşıyoruz içimizde hem seyrediyoruz. Başka nasıl çare olunur ona, ben bilmiyorum. Sipan?ın yarımına daha güç getirebiliyoruz sanki ama Sakine?nin boşluğuna öyle zor ki... Onun gücü ve çaresizliğini duymak kendinden kaçırtıyor insanı. Ulaşamıyorsun çünkü. Ulaşamazsın da. O acısından bir duvar örmüş etrafına. Orada yalnız ?olmayan? var. Seyrettiği, belki de sabaha karşı anılarında sohbet ettiği ve o saatin açlığında içtiği biri var. Bizse yabancı...

İnsan çaresizliğine isyan ediyor en çok. ?Yeter? diyeceksin de, kime? Onu acıya boğanlar öylesine tanımsız ki, isyanın zevk verir. Halk öyle yanmış ki artık sanki hissetmekten kaçıyor. Tarih inadına tekrarlıyor. İnsansa çok bencil. Bu yüzden yetmiyor. Ne kadar ?yeter? desen de içinden, biliyorsun ki yetmeyecek.

Ama Sipan bardağını yarım içti... Sakine hep sırılsıklam... İşte bu değişmeyecek!

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe