ACIYI ÇOĞALTMAYIN


Türk Devleti sonunda gerekli iradi kararı verdi. Bunun konjonktürle, sürecin uzun süredir her açıdan hazırlanmaya çalışılmasıyla ve koşulların olgunlaşmasıyla bağı açık. Önemli olan karar vermekti. Ve Başbakan Erdoğan’ın ‘ne olursa olsun süreç devam edecek’ sözü bu açıdan çok önemli.


Çözüm sürecinin ABD kaynaklı olup olmaması bana göre çok önemli değil. Esas olarak her şeyden ve herkesten önce birçok halktan olduğu gibi Kürt Halkından da özür dilemesi gereken güçlerin başında bir de ABD geliyor. Reel düşünüldüğünde bu çok anlam ifade etmiyor. Çünkü hakikaten tarihi bir fırsat açığa çıktı. Burada ABD kaynaklıdır deyip de çözüm karşıtlığı yapmak halk düşmanlığına denk gelir. Bunun yerine kırılma payı bırakmayan! Çözüm yolu arayışı herkes açısından akılcı olur. Yani yeni müdahalelere kapıyı açık tutmayan, farklı konjonktürlerde sağlam durabilmeyi garanti eden bir çözüm yolu. Bana göre bu öncelikli ve kesin olarak anayasanın tümüyle demokratikleştirilmesinden geçiyor. Bütün halkları, kişi ve topluluk haklarını yeniden düzenleyen bir anayasal değişiklik. Toplumsal değişim buna paralel gerçekleşebilir. Türkiye toplumu çok rahat manipüle edilen ve devletçi kültürden kaynaklı olarak değişebilen bir toplum. Bu yanlış da gelişecek böyle bir süreç içinde aşılabilir.


Kürt tarafı açısından durum daha zor. Kuzey Kürtlerinin siyasallaşmış kesimi PKK içinde ifadesini buluyor. PKK çözüm ve barışın karakter izlerini kendi bünyesinden silerek savaşı geliştirebilmiş bir örgüt. Bünyesindeki en küçük birimde bile barışı ve çözümü çağrıştırabilecek her türlü söz ve davranışı liberalizm olarak eleştirmiş, son noktada savaş karşıtlığıyla yargılamış dolayısıyla siyasal açılıma kapalı bir örgüt. Bu açıdan PKK’nin kırılma payı daha büyük. APO’nun yakalanmasıyla başlayan süreçte iki olasılıklı hareket etmeliydi. Yani intihar çizgisi ve barış çizgisinin bir damara oturması gerekliydi. Ama PKK sadece intihar üzerinden strateji, taktik oluşturdu. Kendi çıkmazını yarattı ve bu çıkmazda dışarıyla ilişkilerinde kontrolü kaybetti, içte de kontrolün sınırlarını aşırı zorladı. Şimdi yeniden toparlanarak halkın çıkarlarını gözetmesi gerekir. Yani önünde yine iki yol var, ya bunu başarmak üzere kendisini ele alarak bir yol seçecek ya da eskiden olduğu gibi ve şimdi DTP içindeki çatışmadan da yansıdığı gibi esneklik payı bırakmadan kendisini kırılmaya sürükleyecek.


Oysa yeter! Yıllardır akan kanın durması gerekiyor. Mücadele haklıydı ancak artık her ölen boşuna ölüyor, fazladan ölüyor. Toplumsal acıyı her iki taraf açısından da sonlandırmak şart. Sadece duygusal açıdan değil, eğer çözüm doğru tarzda geliştirilirse halklar açısından ciddi bir gelişimin de önü açılır. Bu nedenle boş konuşmak, düşüncesizce konuşmak, bencilce konuşmak değil de öngörülü ve olgun konuşmak en doğrusu… Bu süreç her gelişecek… Umarım iradelerin ortaklaşmasıyla gelişir ki acı çoğalmasın….

                                                                                                       

     28. 08 2009                                                                                 Neval Çelik
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe