Amed Tüm Gücüyle Karşılamalı
Amed halkı şanına yakışır duracaksa bugüne kadar Türk devletinin başkanlarının yaptığı mitinglerdeki katılımı katlayarak yapar. Eğer Kürtler siyaset yapacaksa, eğer birşeyler anlatmak ve yürümek niyetimiz varsa işte mücadele...
Neval Çelik
14.11.2013 - 08:46
Amed Tüm Gücüyle Karşılamalı

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani Amed’e gidiyor. Bir Kürt lider, statü kazanmış bir parçamızın başkanı Kürdistan’ın kadim başkentine gidiyor. Buna tarafsız bakan her Kürt yüreğini dinlediğinde mutluluğun sesini duyar. Bununla gurur duyar. Buna sınırsız sahip çıkar. Çünkü bu sahip çıkış herhangi bir sahip çıkış olmayacaktır. Bunun dili vardır ve şunu anlatır: Biz bir ulusuz. Biz parçalasanız da, bölüp sınırlar çizseniz, aramıza duvarlar örseniz de, biriz. Biz varız. Bizim emeğimize, mücadelemize ve kazanımlarımıza sahiplenmemiz budur. Bu bizim bize saygımızdır. Amed halkı şanına yakışır duracaksa bugüne kadar Türk devletinin başkanlarının yaptığı mitinglerdeki katılımı katlayarak yapar. Eğer Kürtler siyaset yapacaksa, eğer birşeyler anlatmak ve yürümek niyetimiz varsa işte mücadele...

Türkler bu gidişi tartışıyor. Şunu sorguluyorlar; ‘ bu ziyaretin Ortadoğu’daki ilişkilerimiz açısından getirisi-götürüsü ne olur’. Biz de tartışıyoruz; ‘gelsin mi, gelmesin mi’, ‘ kim çağırdı, neden çağırdı’, ‘kimin adamı, kimin ajanı’... Hakikaten ayıp. Neden kendimizi bu kadar küçültüyoruz? Nasıl oluyor da kanla, emekle, acıyla, etle tırnakla kazanılmış bir konuma sahip Kürt Başkanını böyle yerle yeksan ediyoruz?

Hükümetin seçim taktiği diye değerlendirmeler var. Alternatif geliştirme amacı taşıyor diyenler var. Var da var... Peki diyelim ki var. Neden biz kendimize güvenip de şöyle düşünmüyoruz: Bu insanlar da cumhuriyetin yaşından daha uzun bir süredir Kürt siyasetinin baş aktörlerinden. Ve bu tarihin kazandırdığı tecrübeler var. Siyasi edinimler var. Her şeyden önemlisi ortada bir Kürdistan hedefi var. Stratejik hata olanakları yok. Ama siyaset yapma olanakları var. Durum bu iken arkasında durmamak nasıl izah edilebilir ki? Bazılarının açık ya da imalı belirttiği gibi PKK ve PYD’ye karşı demek de büyük yanılgı olur. Nedeni ise, eğer Mesut Barzani, ‘Kürt kanı dökmeyiz’ sözünü vermemiş ve bu söz üzerinde durmamış olsaydı, Batı Kürdistan’da PKK ve PYD’yle çoktan savaşa girmiş olurdu. Bütün tahriklere, olumsuz yaklaşıma rağmen bana göre KDP’yi savaştan uzak tutan Mesut Barzani’nin bu ilkesel yaklaşımı oldu. Ki doğru olan da buydu. Salih Müslim’in Güney Kürdistan’dan geçişine izin verilmemesi çok fazla malzeme yapılıyor. Bu basit bir takkiyeciliktir. Çünkü, tahrikle savaşa zorlanan bir gücün savaşa girmek yerine, verdiği diplomatik bir cevaptır. Sağduyulu yaklaşan herkes bunu çok net görebilir.

Diğer ve en önemli konu bana göre: Bu gidişin belli kesimlerde bu kadar tepkiyle karşılanması, belli kesimlerin sinmesi, aslında Kürdistan’ın siyasi resminin rengi ya da renklerini açığa çıkardı. Bunu bir ayrıştırma amacıyla belirtmiyorum. Demem o ki statükoya dokundu bu gidiş. Pozisyonları zorladı, zorluyor. Kürtler açısından iyi bir gelişme. Fakat başta da belirttiğim gibi; ne olursa olsun, hangi tabandan olursa olsun.... Kürdistan Yönetimi Başkanı karşılanmalıdır. Hem de tüm güçle.. Biz bizimle uğraşamayız. Kimin ne dediği, ne diyeceği, dar çıkarların önemi yok orada. Orada Kürtlerin varlık mücadelesini herkes açısından güçlendirme kaygısı var. Amed’te BDP’li olan olmayan herkes, Kürdüm diyen herkes, sadece Kürdün ne olduğunu göstermeli. Gerisi boş, gerisi kayıp...

Neval Sevda Çelik
14.11.2013
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe