ÇAĞRI
Herşeye rağmen bir kez daha vurgulayayım. Severiz sevmeyiz, kabul eder ya da etmeyiz, tarih bugünleri kimsenin adıyla anmayacak. Kürtler diyecek... Bu nedenle ve ne yazık ki, bugün ne söylersek söyleyelim eğer birbirimize kulak vermezsek, yanlış hepimizin yanlışı olacak. Bu nedenle bu bir çağrı yazısıdır.
Neval Çelik
19.10.2013 - 02:16
ÇAĞRI

Kürdistan nasıl yol alıyor, alacak? Gelişmeler bizi nereye taşır, taşıyacak? Ortadoğu söz konusu olduğunda kesin konuşmak mümkün olmuyor. Siyasetin kalın fay hatlarından biri. İrili ufaklı birçok güç burada tepiniyor. ABD, Rusya, İran başta olmak üzere, Suriye odaklı savaşta Ortadoğu?da yaşayan bütün halkların geleceğine yön vermek üzere mücadele halinde. Kürdistan bu kavganın orta yerinde duruyor. Geleceğinin belirlendiği bir aşamada. Kürtlerin lehine evrilen bu aşamanın başından itibaren, Kürtlerin de insiyatif kazanmaları ve sürecin aktörü olmaları gerektiğini savundum. Ulusal Kongrenin toplanmasının bu açıdan rol oynayabileceğini, ortak tavır ve akla ihtiyaç olduğuna inandım. Ancak, uluslararası sömürge gerçeğinin sosyolojik, psikolojik ayrılık odaklarını ne kadar derinleştirdiği, sömürge tarihinin dayattığı siyasi ilişki düzenleri arasında birbirimizi ?gerek örgüt, gerek bireyler düzeyinde- ele alırken ki düşmandan daha düşmanlaştırılmışlık özgürlükle aramıza duvar örüyor. Bunu görmek ve her seferinde bu duvara çarpmak, tüm neden ve sonuçları yeniden yeniden düşündürüyor.
Suriye?deki savaşın, dolayısıyla Rojava?nın durumunun belirleyici önemde olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak yukarıda genelleme yaparak vurguladığım lanetli yanlarımızın bizi özellikle burada yanlışlara sürüklediği çok açık.

Bu durumu Kuzey?den hareketle açmaya çalışacağım.
A. Öcalan?ın yakalandığından bu yana yaptığı açıklamalar vardır. Kendisi yakalandığı andan itibaren bir tercih yapmış, yolunu çizmiş ve siyaset belirlemiştir. Buna hakkı vardır. İdeolojik olarak kendisine göre değerlendirmeler yapmak hakkına da sahiptir. Bunu, isteyen her kişi ve gücün sahiplenmek hakkı da vardır. Yanlış olan, siyasi perspektif, ulusal çıkarlara ters düştüğü andan itibaren, bu organa bağlı kalmak ya da bu organın kendisini fesh etmemesidir. Ve bu siyasi yanlış, en vurucu biçimde Irak müdahalesi ardından Güney Kürdistan?da Kürt idaresinin oluşumu karşısındaki tutumla başlamıştır. Bunu tehlike olarak değerlendirmek, Kuzey?de böyle bir oluşumu tehlike olarak görmenin siyasi haritası ulusal çıkarlarla örtüşmez ki örtüşmedi. Orada yapılması gereken, örgüt gücünün, bu elde edilmiş hakkı sonuna kadar savunacağını ortaya koymaktı. Ve bunu sürdürmekti. Birincisi bu. İkincisi: Ardından gelişen ittifak İran merkezli oldu ve bu yapılırken, ?emperyalizme karşı durmak? sloganı sürdürüldü. Oysa bu doğru değildir. Şu açıdan değildir. Güney Kürdistan?da bir Kürt idaresinin oluşmasında ABD ve batının rolü büyüktür. Ancak İran?ın Kürdistan politikası ortadadır. Ve İran Kürdistan?ın bir parçasını sömüren, diğer parçaların sömürge pozisyonunun korunmasında da temel rol sahibi bir devlettir. Bu ittifakın, dağdaki gücün varlığını sürdürmek, kullanmak dışında herhangi bir politik geçerliliği yoktur ulusal çıkarlar açısından. Üçüncüsü: bazı temel dönemeçlerde gerek A. Öcalan?ın pozisyonu, gerekse ittifaklarının dayatması ile halkın kendi iradesi ve gücüyle elde edebileceği kazanımların önüne geçildi. Son olarak Rojava?da yaşananlar bunun örneğidir. PKK?nin ittifakları Rojava?da bağlayıcıdır. PYD her adımında PKK konumlanışını gözetmek zorundadır. Bu durum zincirleme Güney Kürdistan ilişkilerine de etkide bulunmaktadır. Ve bugün okuduğumuz gibi, ?süreç? eğer bu örgüt açısından son bulmuşsa, Kuzeyde de bağlayıcı olacaktır.

PKK, başından itibaren, Güney Kürdistan?ı zora sokmayacak tarzda bu cephede yer alsaydı bugün Kuzeyde de siyasetin rengi çok farklı olurdu. Herkesin adını farklı koyduğu ?süreç? PKK?nin insiyatifinde gelişebilir, legal alan bu düzeyde devlet hakimiyetinde olmaz, genel olarak Kürt siyaseti daha demokratik karakter kazanmış olur ve tüm bunların sonucu olarak Türk hükümeti anayasal zorlama açısından daha geniş bir cepheyle karşı karşıya olurdu. Bunların hiçbiri olmadı. ?Süreç? devletin insiyatifinde başladı, devam etti. PKK?nin tüm bu nedenlerden kaynaklı olarak vadesini doldurduğuna ve ulusal çıkarlar açısından rolünü olumsuz yönde oynadığına inanarak, dahil olmasını istedim. Bunu hala istiyorum. Silahlı güçlerini bir ölçüde korur, insiyatifli davranır, Kürtlere düşmanlık etmez, birlik olur ve Kürtlerin haklarını savunur dileğiyle. Anayasal çözüm gerçekleşene kadar.. Ve çok açık ifade ediyorum ki, geçmişte kullanmadığı siyaset belirleme insiyatifini bu aşamadan sonra kullanmaya kalkar ve İran?ın kucağına yerleşirse, Kürtler için çok kötü sonuçlar doğurabilir.

Herşeye rağmen bir kez daha vurgulayayım. Severiz sevmeyiz, kabul eder ya da etmeyiz, tarih bugünleri kimsenin adıyla anmayacak. Kürtler diyecek... Bu nedenle ve ne yazık ki, bugün ne söylersek söyleyelim eğer birbirimize kulak vermezsek, yanlış hepimizin yanlışı olacak. Bu nedenle bu bir çağrı yazısıdır. Hiçbir Kürt ve hiçbir Kürt örgütü başka bir Kürdü ve Kürt örgütünü egolarının, intikam duygularının ve yanlışlarının kurbanı yapma hakkına sahip değildir...
Neval Sevda Çelik
18.10.2013
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe