Cemil Bayık’ın Açıklaması Üzerine
Öncelikle meseleyi Abdullah Öcalan kıskacından çıkarmak doğru bir yaklaşımdır. Bu davada ölenler A. Öcalan için değil, Kürtlük ve Kürdistan için öldü. Buna değer biçmesi gereken A. Öcalan’ın kendisidir. Kaldı ki bugün devlet A. Öcalan’ı tercih eder pozisyondadır
Neval Çelik
11.07.2012 - 03:47
Cemil Bayık?ın Açıklaması Üzerine

Cemil Bayık bu hafta içinde yeni bir açıklama yaptı. Uzun süredir PKK cephesinden yapılan en net açıklamaydı. Öne çıkardığı hususlar yerinde idi. Yani Kürtlerin temel haklarının garanti altına alınması gereği, bunlar sağlanmadan silah bırakmanın teslimiyet anlamına geleceği konusu. Elbette ki 30 yılı aşan bir mücadelenin ardından bugün silahı bırakmak teslimiyettir. Fakat silahı tutarken siyasetin önünü açık tutmak hatta insiyatifli davranmak da mümkündür.

Öncelikle meseleyi Abdullah Öcalan kıskacından çıkarmak doğru bir yaklaşımdır. Bu davada ölenler A. Öcalan için değil, Kürtlük ve Kürdistan için öldü. Buna değer biçmesi gereken A. Öcalan?ın kendisidir. Kaldı ki bugün devlet A. Öcalan?ı tercih eder pozisyondadır ve bunun gerçekleşmesinin tek taraflı olamayacağı açıktır. Bu nedenle de A. Öcalan?ın mektubu doğru değildir demek ya büyük bir yanılgı ya da bir ihtiyaçtan dolayı durumu idare etmek olarak anlaşılabilir ki böyle olduğuna inanıyorum.

Eğer gerçekten dağda varoluşun sebebinde bir netlik sağlandıysa, mücadelenin ayaklarını da doğru basmak gerekir. Çünkü haklar mücadelesinde hedef ne bir hükümet ne de bir parti olamaz, olmamalıdır. Bu da akan kanın boşa gitmesinden başka bir değer ifade etmeyecektir. Amaç Kürt halkının doğuştan sahip olduğu temel hakların iadesidir. Bu uluslararası geçerliliği olan ve tüm evrensel yasalarda geçerli olan bir hükümdür. Türk Devleti suçludur, yasalarını yenilerken bu hakları Türkiye?de yaşayan tüm azınlıklara iade etmek zorundadır. Gerçek bu iken devlete terakki devleti olarak bakmak da yanlıştır. Bugün koşullar Kürtler açısından da farklılaştı. Bunlar inkar edilemez. O halde ayakları hangi zemine basıldığını objektif değerlendirerek basmak gerekiyor.

Birinci ayak gerilladır ve eylem anlayışı değişmelidir. Şehirleri, dolayısıyla sivillerin zarar görebilme olasılığının olduğu eylem biçimini, Kürtlerin istihdam olanağı bulduğu ekonomik hedefleri bırakmak gerekir. Gerilla dağda varlığını çözüme kadar korur fakat savunmada kalır. İkinci ve bu düzlemde en önemli ayak olan siyasi ayağın güçlendirilmesi gerekir. Bu PKK?nin ciddi bir handikapıdır. Hatta yarasıdır. Kuruluşundan bu yana Kürdistan?da tekçi, dışlayıcı hatta hiçleştirici bir uygulamayla aslında kendisini yalnızlığa mahkum etmiştir. Öyle ki şimdi PKK?nin doğrusuna doğru diyecek PKK dışında Kürt yoktur. Kuruluşunda diğer Kürt örgütlerine yönelmemiş olsaydı, bugün nasıl olabilirdi diye çok düşünüyorum. Kürt siyaseti bu noktada ve bu kadar kısır olmayacaktı ve yurtseverlik de değer olarak Kuzeyde çok daha güçlü olacaktı. Kürt siyaseti şimdiye kadar biçim kazanmış olacaktı. Çok ciddi ve tarihi bir hataydı. Şimdi telafi edilebilir mi? Hayır. Fakat bir yanlıştan dönmenin kaybı olmaz. BDP?nin ya da BDP?lilerin gerçek düşünceleri... Bu hep kulislerde dolaşan bir laf. Boş mu hayır. Peki bu insanlar hain mi sanıyorum zaaflarına ve bunların sonuçlarına rağmen hayır. O halde neden bir kere olsun, PKK kendisini tanrı yerine koyup bu insanları dinleyerek onları kul ve muhtaç pozisyonunda değil de ya arkadaş gerçekten dert nedir derman nedir diyerek dinlemeyi denemiyor? Ve neden tekçilikten vazgeçmiyor? Kuzey Kürdistan?da PKK?den farklı düşünen Kürtler de örgütleniyor. Ve bu örgütlenmeler PKK eksenli oluyor. Ki sebebi yine PKK?dir. Bu insanların çoğu Bir PKK?li gibi yaşamamış olsa da ömrünü adamış. Adamasa da inanmış, inanmasa da birşeyler yapmak istiyor. Bu insanların yüzünü görür görmez, sesini duyar duymaz hain-işbirlikçi demek ne kazandırıyor? Ona dünyayı dar etmek hangi siyasi ahlaka sığar diktatörlük dışında? Durum bu olunca da bu insanların elinde PKK?nin çözülmesini beklemek hatta bunun için dua etmek hatta çalışmaktan başka birşey kalmıyor. Bu Kürt siyasetine nasıl bir ivme kazandırıyor? Bu nedenle Kürt muhalefeti kavramına karşı çıkıyorum. Hepsi aktördür, hepsinin rolü vardır. PKK bu role ilişkin karar verici olamaz tam tersine büyüklük kompleksinden, hedef almaktan vazgeçerek ilşki içinde olmalı, değer vermeli ve madem Kürtler için; birlikte durabilmelidir. Stratejik hedefi olan demokrasiye de yakışan budur.

Üçüncü ayak olarak medya... Dilini değiştirmeli... Taktik olarak değil. Madem ki siyasetin önü açıktır ve müzakereye inanıyor o halde dil de buna uygun olmalı; saldırgan dilden vazgeçilmeli ve tüm Türk kamuoyunu da hedef kitle olarak ele almalı. Bu hususlar Suriye de dahil olmak üzere tüm Kürdistan için geçerli hususlardır.

Dileğim bu sürecin heba olmaması....

11/07/2012 Sevda ÇELİK
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe