Çocuklarımız Aydınlığımız Olsun

Tarihin yatağının derinlerinden akıp gelmiş Kürtlüğün yüzeye vuruşları ağrılı olacak. Bu şehir gibi. Bu şehrin ışıkları parlıyor ama parlaklığın örttüğü karanlıkların iniltisini duyuyorsun. Karanlığın aydınlanmasına zaman olduğunu biliyorsun.

Neval Çelik
17.12.2004 - 21:15

Bir şehrin ışıklarını seyrederken insan hoş oluyor. Hele bu şehrin neresinden bakarsan bak etrafını çevrelemiş dağların eteklerindeyse... Gökyüzüne serpilmiş beyaz damlacıklar ve yeri donatmış altın zerreleri... Aradaki derin karanlık ürkütemiyor insanı. Şehrin geçmişini unutuveriyorsun ışıkların parıltısında. Biraz Mardin?i anımsatıyor ya da oraları özlediğimden, anımsatmasını istiyorum. Yine de güven veriyor işte. Sonra ışıkların kandırmaca olduğunu düşünüyorsun. Çünkü her birinin sakladığı karanlıkta yaşamın bir yüzü olduğunu biliyorsun. Seni saklayan ışık gibi... Bir de ne yazık ki yaşamın mutlak ve sürekli parlamadığını öğrenmek şanssızlığını yaşadığımızdan. Hep Kürtlük bilincinin acı kaynağı olduğunu düşünürdüm. Ama bu şehirler bilincin değil de Kürtlüğün acının kaynağı olduğu hissini daha fazla uyandırıyor. Ayağa kalkmaya çalışan bir şehir. Eğer büyük bir talihsizlik olmazsa kalkacak.

Tarihin yatağının derinlerinden akıp gelmiş Kürtlüğün yüzeye vuruşları ağrılı olacak. Bu şehir gibi. Bu şehrin ışıkları parlıyor ama parlaklığın örttüğü karanlıkların iniltisini duyuyorsun. Karanlığın aydınlanmasına zaman olduğunu biliyorsun. Ancak bir nesil acısız büyürse, yaşamına takoz gibi Halepçeler, ölüm haberleri, gülmeyi hiç öğrenememiş ana yüzleri damgasını vurmazsa aydınlık kaygısız olacak. Bu nesil güzel amaçlar için, korkmadan, sürekli arkasına bakmak zorunda kalmadan büyürse ışıklar ısıtacak insanı. Yine de bu sabah gördüğüm ilkokul çocuklarının gözleri ışıldıyordu. Kürtçe şakalaşıyor, Kürtçe gülüyorlardı. Büyük olasılıkla okul çıkışı bir günü daha kapatmanın rahatlığıyla evlerine dönüyorlardı. Gözlerindeki ışık şehrin ışıkları mı, geleceğin mi; şimdilik bilemiyorum. Umudum geleceğin olması. Sadece Kürt oldukları için değil, hiç değilse insanın bir yarası kapansın diye.

Sonra hepimizin yaptıklarını düşündüm. İçimizdeki yaralarda o çocukları ne kadar taşıdığımızı. Türkiye?de çözüm konuşuluyor,yeni bir parti kurulacakmış. Bu çocuklar o partinin ruhunda olacak mı? Dağda silahla bekleyenlerin neresinde bu çocukların gülüşleri? Avrupa?da arada kalan kararsızlığın, İran?daki sabrın neresinde? Bu çocuklar adına şurada burada emir yağdıranların yüreği dürüst olsa gülüşlerini kıskanır mıydı? Ya bizim hangi durağımızda?

Ama yaşam böyle ilerliyor. Geçmişi de geleceği de saklayan çocukların ve anaların yüzleridir. Fakat bu yüzler hiç görülmüyor. Onlar gülüyor ve ağlıyorlar... Onlar adına konuşanlar önce gözyaşlarını mürekkep yapıp onurun yeminini içiyorlar sonra kendilerini unutuyorlar. Yaşamak için kanlarını içebilen kanına, satabilen geleceğine kastediyor. Kürdistan?da yalnızca çocuklar için yaşansaydı her şey bambaşka olurdu.

Bu şehirlerin ışıklarını taşıyan o gözler gelecek olsun. Işığın sakladığı karanlıkların güvencesi olsun...

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe