Davalar Kapanmıyor...
Konferans Gezi Parkı eylemleriyle aynı dönemde yapıldı. Bu eylemlerin tutulacak tek tarafı, demokratik hak talebini de barındırmasıdır. Her nekadar gölgelenmiş olsa da, hükümet açısından ciddi uyarıdır
Neval Çelik
20.06.2013 - 07:58
Davalar Kapanmıyor...

Bugün yaşadıklarımız tarihimizdir. Beğeniriz, beğenmeyiz; yanında ya da karşısında oluruz, farketmez... Eğer belirlediği halkın geleceğiyse, yok saymak sadece kendini kandırmak olur. Bu açıdan gerçekleştirilen konferans, sonuçları itibarıyla olumludur. İsmail Beşikçi Hoca?nın yaptığı konuşma tamamen katıldığım bir konuşmadır. Bunun yanında, Kürdistan?ın kaderinin Kürtler tarafından belirlenmesi ve statü sahibi olması gereğine ilişkin belirlemeleri yerindedir. Ancak bu toplantıların ulusal çalışmanın ayağı olduğu konusunda eksiklikler vardır. Diyarbakır?daki toplantıya bildiğim kadarıyla ne HAK-PAR ne de T-KDP çevresi katılmadı. BDP çevresi ve ağırlıkta islami çevreler katıldı. Bu yanlış değil ancak eksiktir. Bu eksikliğin giderilmesi önünde engel olan tüm yaklaşım hataları düzeltilmelidir.

Konferans Gezi Parkı eylemleriyle aynı dönemde yapıldı. Bu eylemlerin tutulacak tek tarafı, demokratik hak talebini de barındırmasıdır. Her nekadar gölgelenmiş olsa da, hükümet açısından ciddi uyarıdır. Hükümet bunu doğru okumakla yükümlüdür. Diğer yandan Kürtler açısından bu eylemlerin ortaya çıkardığı sonuçlar farklıdır. Eylemlerin başladığı günden itibaren ABD ve Avrupa tarafından takibe alınması, politik basamak haline getirilmesi dikkat çekiciydi. Türkiye?nin IMF borçlarını kapatması, Suriye konusunda subjektif dayatması, hükümetinin islami kimliği bunda belirleyicidir. İçerde ise, ulusalcıların ve ?solcuların? eyleme sahip çıkış biçimi, hükümete daha çok da sürece yaklaşımlarının ifadesi oldu. Peki bunların Kürtlerle ortaklaşan bir niyet ya da somut adımı var mı? Düşünüldüğünde ABD açısından karşı çıkamayacağı/çıkmayacağı Suriye?de ikinci bir Kürdistan?dan başka birşey gelmiyor akla. Ama bu her halükarda olacak bir durum. O halde düşünülmesi gereken, Suriye ve İran?dan sonra Kuzeyin neye hazır olacağı ya da hangi pozisyonda olacağıdır. Bu açıdan bakıldığında, Kuzeyin demokratik haklarına kavuşmuş olması şarttır. Ve bu hükümet, çıkarları açısından demokratik adımlar atmak zorundadır. Sürecin aksaması, sarkmasının Kürtlere zarardan başka vereceği birşey yoktur. Ve ne yazık ki, Gezi Parkı eylemleri süreci bir şekilde sekteye uğratma tehlikesini taşıyor.

Politik açıdan böyle iken, bir de vicdani boyutuyla kabul edilemeyecek birçok boyut var. Türkiye solunun şaka gibi bir yüzü var Kürtler karşısında. Bu kadar milliyetçi bir sol, sol olamaz. Roboski?de insanlar öldüğünde, hükümeti sadece özür dilemeye çağırmak için bu eylemleri yapmış olsaydı, bugün Kürtler canını ortaya koyabilirdi. Koymalıydı. Fakat o kadar acı ki, Türkiye solu sağından çok daha gerici bir gerçeği temsil ediyor Kürt sorununda. Haydi geçmiş geçmişte kalsın, Bingöl?de tecavüz davasından serbest bırakılan askerler davasına dair söylenecek bir sözleri de yok mu? Olacağına inanmıyorum. Çünkü bu sol, toprağı insanından daha çok seven bir sol.. Bu nedenledir ki, Türkiye?de yaşayan Kürtlerin, Türkiye?nin ağaçları karşısında sorumluluk taşıdığına değil geleceğine karşı sorumluluk taşıdığına inanıyorum.

Son olarak; Bingöl?deki tecavüz davasının sonucu korkunçtur. AKP hükümeti Kürtleri ciddiye almalıdır. Kürtler, Gezi Parkı olaylarına katılmış olsaydı, bu zaman içinde hükümet adına birşeyin kalmayacağı çok açık. Kürtler sürece şans tanıyor sadece. Ancak, bu halka, toprağına, insanına tecavüz edilir tarihi bitti. Bu sayfa kapandı. Devletin ve kurumlarının bunu bu şekilde okuması, davranması gerekir. Davanın sonuçlarından hükümet sorumludur. Roboski?nin üstü davanın sonuçlanmasına rağmen kapanmadı. Yeni dosyalar ekleyerek Kürtler karşısında suç durumunu çoğaltarak süreç sürdürülmez. AKP Hükümetinin adımlarını büyük hassasiyetle atması gerekir.

Neval Sevda Çelik
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe