Görüşme Olmuş, Ya Sonrası…



Halklar taleplerini çoğunlukla eylemle, şiddetle ifade
etmiştir. İfşa edilen MİT-PKK görüşmesi, aşırı tepki beklentilerine rağmen
kitlesel sükûnetle karşılandı. Bu, halkların barış talebinin en sesli, kararlı sükûneti
oldu. Taraflara düşen, yeni adımlarını bu sükûnete dayanarak atmaktır.



Bu perspektiften hareketle Erdoğan’ın ‘Habur süreci
bitmiştir’ açıklamasını yanlış buluyorum. Hangi veriler üzerinden bu
değerlendirmeye gidildiğini somut olarak bilmiyoruz. Sürecin anlattıklarını
okuyabildiğimiz ve özellikle seçim sürecinden bu yana yaşananların sonuçlarını
gözleyebildiğimiz kadarıyla bu açıklamanın dayanaksız olmadığını anlıyorum.
Ancak devlet pozitif olmak zorundadır. Hele ki görüşmelerin deşifrasyonu
ardından halktan ve muhalefetten çok ciddi hassasiyetlerin ortadan kalktığı
sinyalleri gelmişken… Buna karşılık devletin barış perspektifini daha açık
şeffaf ve kararlılıkla ortaya koyması gerekir.  Görüşmeyi deşifre etmiş olanların farklı
amaçları olabilir ancak en önemli beklentinin savaşın sürmesi olduğu kesin.
Buna karşılık devlet şimdiye kadar yapılan görüşmelerin halka mal ederek ilk
adımı at5abilir. Çünkü artık çatışma ortamının son bulması tüm kesimlerin
mutabık olduğu bir konu. Cemil Çiçek ‘’ dünya ne yaptıysa Türkiye’de onu
yapar’’ diyor ama Türkiye neden daha fazlasını yapmasın ki? Kaldı ki Türkiye’de
yaşanan savaşın karakteri de daha fazlasını gerektiriyor. Devlet tam da şimdiki
durumdan vazife çıkarmalı



PKK açısından da durum çok farklı değil. Bence PKK bugün bir
deklarasyon yayınlayarak silahları bırakmaya hazır olduğunu, bunun için
Abdullah Öcalan’ın da dahil olduğu görüşmelerin sürmesini talep ederek süre
belirleyebilir ve bunu Kürt kamuoyuna siyasi çevreleri de dahil ederek
açıklayabilir. Her iki taraf açısından da ortam ılımlıdır ve sağlıklı kararlaşmaya
müsaittir. Eğer halk kaygısı taşınıyorsa bundan sonra ortaya çıkabilecek
olumsuz tablonun önü bu şekilde alınabilir.



BDP’ de buradan çıkış yapabilir ve yapmalıdır.  Çünkü aslında görüşmelerin açığa çıkışı her
iki tarafında BDP’yi, sivil siyaseti tuttuğu konumu ortaya sermiş oldu. BDP’nin
bir gün sağ, bir gün sol vuruşunun dayanağı, ortaya bir kişilik koyamamasının
nedeni de bir açıdan deşifre oldu. Kürt sivil siyasetinin hangi cepheden olursa
olsun alanının çözüm ve anayasal güvence perspektifinde güçlendirme üzerinden
genişletmesi gereği de ortaya çıkmış oldu.  



16-09
2011                                                                                                                                      
Sevda
Çelik
 
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe