NE İSTİYORSUNUZ?
 

    22 Aralık 10 tarihli Habertürk gazetesi bugün elimize ulaştı. Nizamettin Taş’ın (Botan) röportajını tam metin okuma imkanımız henüz oldu. TV’de çeşitli kanallardan izlediğimizde röportajın olduğu gibi yayınlanmadığını, “helikopter” gibi, “Türklerden” ve Kürtlerden özür dilenmeli gibi artı argümanlar kullanıldığını biliyordum. Fakat bunların genel amaç ve ifade içerisinde küçük ayrıntılar olarak kaldığı inancıyla önemsiz olduğunu düşünüyordum. Yazıyı okuyunca acı hissi veren şöyle bir düşünceye kapıldım; beklenen düşünce, sürece katkı değilmiş. Spekülatif hikaye, insanların yüzeysel ilgilerinin tatmini imiş. En insaflı tanımlamalarla böyleymiş. Cümleler cımbızlanarak kurulunca ortaya yepyeni bir üslup çıkmış. Basın ahlakına yakışmıyor. Keşke böyle olmasaydı. Çünkü Türkiye’nin eksik baktığı, tam göremediği, ifadelerde ve mimiklerde yansıyan çok rahatsızlık veren bir gerçek var; Kürt siyasetine yaklaşımdaki üstten ve hafif tutum ne yazık ki siyasetçilerine yaklaşımda da var.
 

        Günlerdir “demokratik özerklik” konusu tartışılıyor. Doğrusu yanlışıyla ortaya bir fikir çıkmış. Refleksler hemen savunma yönlü gelişiyor. Kendinden olana değil, bir yabancıya, ötekine gösterilecek tepkilerle. Bence bu tepkilerin sahipleri bilinçlerinde ve yüreklerindeki bu boşluğu doldurmadıkça barış zor. Kendisine ve karşısındakine saygı duyan insanlar bir Kürt ile tartışırken gerçekten Türkiye için tartışıyor. Bu ölçülecek bir şey değil. Bilemiyorum belki de bunu anlamak için Kürt olmak gerekiyor. Ama bunun dışında kalan çoğunluk, salt sorgulayıcı, azarlayıcı ya da kullanımcı ve boşa çıkarıcı bir üslupla hakikaten zorlayıcı oluyor.
 

      Kürtlerin toplumsal statüsü ne ise, nerede duruyorlarsa çözüm sürecinde de orada durmaları isteniyor. Oysa ortada yine doğrusu yanlışıyla büyük emek var. Keşke Kürtler bütün kesimleriyle demokrasiyi özümsemiş olsalardı ve bu emek potansiyel olarak ortaya çıkabilseydi de bu birikim harcanmasaydı. Nizamettin Taş’ın (Botan) röportajının bu şekilde verilmesinin bende bu tarz bir kırılma yaratması bu sebepledir. O’na “basın kazası” dedim. Belki de şanssızlık oldu. Emeğine sahip çıkmak adına, sürece katkı adına legal zemin ve Kürtlerin birlikteliği konusundaki düşüncelerini ortaya koyan bir insanın bu yönlü fikirlerine yer verilmedi.
 

       Genelleştirmeden bu tutumun sahiplerine sormak istiyorum; ne istiyorsunuz? Böyle bir dönemde elinde silah, kalem ve yetki olan hiç kimse buna cevap vermeden ve cevabını sorgulamadan adım atmamalı bence.
                                                                                                    Neval Çelik
                                                                                                 24 Aralık 10
          
        
 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe