Tepki Değil Bilinç Olmalı
        İnsan muhakkak bir sürecin ürünüdür. Ancak devrimci inanışların çoğu kendisini böyle bir yanılgıya oturtur. Ve evrim akışında sonuca ulaşamaz. Mutlaka bir yerde sapar. Sapma bilimsel ve objektif olmayan yöntemlerle dışa vurur. Kürdistan’da yaşanan budur. Kuzey Kürdistan’da gelişen olaylar – ne yazık ki- sapmış ‘devrim’ in savrularak sürüklenen acı bir portresi.
Neval Çelik
25.09.2005 - 21:01

Tepki Değil Bilinç Olmalı


         Bir insanın duygusal tepkilerinin sonuçları çoğunlukla bağlayıcı olmuyor. En fazla kendisine ve bir kesime zararı olabilir. Belki bazen yararı… Buna karşın kitlesel tepki tamamen bağlayıcı olabilir.

         Kişilikte devrim nitelikli sıçrama olabileceğine inanmıyorum. Bu, genelleme olarak yanlıştır. İnsan muhakkak bir sürecin ürünüdür. Ancak devrimci inanışların çoğu kendisini böyle bir yanılgıya oturtur. Ve evrim akışında sonuca ulaşamaz. Mutlaka bir yerde sapar. Sapma bilimsel ve objektif olmayan yöntemlerle dışa vurur. Kürdistan’da yaşanan budur. Kuzey Kürdistan’da gelişen olaylar – ne yazık ki- sapmış ‘devrim’ in savrularak sürüklenen acı bir portresi.

          Mücadelenin kazanımları ve kayıpları Kürt toplumu için bilimsel sonuca dönüştürülemedi/dönüştürülmedi. Devrim stratejisi, taktiği ve insanıyla toplumsal bilinci yükseltemeyince, halkı manipüle ederek yol almak zorunda kaldı. Bunun için çoğu zaman zorlama gerekçeler öne sürüldü. Parti çıkarları duygusal hitaplarla amaç haline getirildi. Halkın büyük bir çoğunluğu her şeyini vermeye hazırdı. Bu da ‘öncülükte’ kof dolayısıyla tehlikeli bir iktidar gücü yarattı. Halkın zaafları üzerinden iktidar!

           Kürt Halkının bugün de açığa çıkan potansiyelinin kaynakları zaaf olarak değerlendirilmeseydi, çok ciddi kazanımlar elde etmek mümkündü. Onuru, kitlesel savunu gücü, fedakarlığı ve en önemlisi tarih tecrübesi doğru değerlendirilseydi, halk sağduyusuyla toplumsal ihtiyaçlarını her zeminde karşılayabilirdi. Ancak kişiye endeksli partinin ihtiyaçları doğrultusunda duygusal tepkilere mahkum ediliyor bütün güzellikleri.

           Kürt Halkının mahkumiyeti birilerinin yaşam koşulu. Her ne kadar bazıları öfke duysa da tüm yönlendirmeler Türk Genel Kurmaylığı paralelinde. Bunun görülmesi gerekiyor. Artan şiddetin Kürt Halkı için hiçbir yararı olmamasına rağmen tahrik ve teşvik sürekli artıyor. Bunun üzerinden gelişen sadece karşılıklı öfke, yeniden sesini yükselten milliyetçilik ve Kürdistan’a müdahale dayatmaları. Başka bir şey gelişti mi bu süreç içinde? Hayır. AB Sürecine karşı olanlar umutlandı. Dolayısıyla Kürt Halkı için çok gerekli olan demokratikleşme dolaylı olarak sorgulanmaya başladı. Türkiye’deki kargaşa 3 Ekim için içte ve dıştaki karşıtların sermayesi oldu. Kürt Halkına kendi ayağına balta vurduruluyor. Eğer halk derin bir nefes alıp düşünmezse, 2006’da yaşanabilecek gelişmelerde pazarlık konusu olmaktan kurtulamaz. Oysa şimdi Güney’deki pozisyonu Kuzey’de sağlamlaştırmak mümkün. PKK’ye müdahalenin önünü PKK akılcı yöntemlerle almazsa ve yine halkı siper yapmaya kalkarsa, halk da buna gelirse zor bir döneme girilir.

            Kaygıları çoğaltan bu süreçte yaşanan olaylardır. Halk birbirini savunuyor. Şiddete şiddetle karşılık veriliyor. Tüm cenaze törenlerinde karşılıklı intikam çağrıları var. Peki yeniden gelişen bu olayların hiç mi nedeni yok? Türkiye’de değil yalnızca, Kürtler çok da uzak olmayan bir zamanda Türkiye’yi de dengeleyecek bir pazarlık aracına dönüşebilir. Bugünün dar anlamda haklı duygusal tepkileri bir dönemin pişmanlığı olur. Halk kaybeder, geri kalanlar yeni siyasi dengelerde pozisyon alabilirler.

            Halk savunması gerekir. Ulusal kaygılar, yurtseverlik vardır. Olduğu için zaten sürece ve ‘iktidara’ bilinçle tekrar tekrar bakmak gerekir. Kürtler ve Kürtlük için bu çok önemli.

                                                                                                                                                                                25 .09. 2005

                                                                                                                                                                                  Sevda çelik

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe