Adalet Kürt Sorununun Çözümüdür!
Türk Devletinin varoluşundan bu yana süren imha ve inkâr siyaseti iflas etmiştir. Yepyeni bir süreç tüm canlılığıyla karşımızda durmaktadır. Bu köklü değişime pozitif yaklaşabilmek ve atılacak olumlu adımlara Kürtler olarak bizim de sorumluluk sahibi olarak yaklaşmamız, sorunun çözümüne ciddi bir katkı sunacaktır diye düşünüyorum.
Tahsin İnanç
31.08.2009 - 23:48
Türkiye, yıllarca verilen her türlü mücadele ile dünya ve bölge koşullarının da zorlamasından kaynaklı olarak, başta Kürt sorunu olmak üzere kendi içerisinde ciddi bir demokratikleşme ve Kürt sorununa çözüm üretmeye yönelik bir yaklaşım sergilemektedir. Kürt sorunu ve demokratikleşme çabaları gündemi tüm can alıcığıyla işgal etmektedir.


Türkiye İçişleri Bakanının geçen zaman diliminde dillendirdiği düşüncelerin ve başlatılan girişimlerin yabana atılacak şeyler olmadığını, aksine üzerinde ciddiyet ve hassasiyetle durulması gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar kan ve gözyaşıyla beslenenler, yani bu sorunun çözümünü kendi bireysel ve toplumsal menfaatlerine tehdit addedenler, mevcut sorundan acımasızca rant sağlayanlar gidişattan rahatsız olsalar da, yıllarca bu sorunun çözümü için emek veren, mücadele yürüten, sorunun yakıcılığını gayet iyi bilen ve çözümün sadece demokratik açılım yoluyla gerçekleşeceğine inanan, insana saygı ve sevgi besleyen herkes, atılan adımları ve uygulanmaya çalışılan açılımı olumlu görmektedir.


Bu noktada gelinen aşama ile yetinilmeli, veya ortada abartılacak bir şey yok denilebilir. Haliyle böylesi bir söylem kimisine göre doğru da kabul edilebilir. Ancak şu gerçeği görmek önemlidir: Yakın zamana kadar Kürt sorununu siyasal bir sorun olarak görmeyen, dili, kültürü ve farklılıkları yok sayan, milyonlarla ifade edilen bir halk gerçekliğini kendi kimliğiyle kabul etmeyen bir Türk devlet gerçeği vardı. Ancak yaşadığımız güncel arenadaki mevcut Türk devleti gerçekliği, bilhassa soruna bakış açısı ekseninde ciddi ve önemli bir değişimi yansıtmaktadır.


Biz Kürtler şu noktayı bilhassa fark edebilmeliyiz: Türk Devletinin varoluşundan bu yana süren imha ve inkâr siyaseti iflas etmiştir. Yepyeni bir süreç tüm canlılığıyla karşımızda durmaktadır. Bu köklü değişime pozitif yaklaşabilmek ve atılacak olumlu adımlara Kürtler olarak bizim de sorumluluk sahibi olarak yaklaşmamız, sorunun çözümüne ciddi bir katkı sunacaktır diye düşünüyorum.
Özellikle bu sürecin nereye varacağı henüz netleşmemiş iken, gerek Türk toplumunun, gerekse Kürt toplumunun radikal kesimlerinin süreci engelleyici ve provoke edici söylem ve yaklaşımlar sergilemeleri ve değişime yönelik hamleleri boşa çıkarma çabaları ürkütücü ve kabul edilemez boyuttadır.


Ben bir Kürt bireyi olarak, MHP kurmayları ile CHP lideri Baykal’ın söyleyeceği her şeyin tersinin doğru olduğuna inanıyorum. Devleti temsil eden tüm üst kurumlar, Cumhurbaşkanlığı, Hükümet, Ordu ve bunların yanı sıra tüm demokratik kurum, kuruluş ve şahsiyetler, aydın ve sanatçılar sorunun çözümü konusunda hiç bu kadar ciddi ve kapsamlı birlik içerisinde bulunmamıştı. Bu ümit verici bir yaklaşımdır ve barışın ve demokratik birlikteliğin tesisi için geleceğe tebessüm dolu bakılmasının işaretidir. Bu umutlar ve beklentilerin boşa çıkmaması, acıların yerini sevinçlere, kavgaların kardeşliklere ve savaşın barışa terk etmesi en büyük dileğimdir. Coğrafyamızda sevgi ve barışın egemen olmasından daha mutluluk verici ne olabilir?


Şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Bu süreç desteklenmeli derken özellikle Türklerin Kürtleri aşağılayan ve onurunu kıran yaklaşımlarının kabul görmeyeceği ve şiddetle reddedilmesi gerektiği unutulmasın. Beklediğimiz ve olması gereken, İnsan hakları demokratik anlayış ve hoş görünün sağlandığı bir ortamdır …


Kürt sorunun temelinin siyasal olduğu olaya şayet bu boyuta yaklaşılmaz ve çözüm buna oturtulmaz ise çözüm süreci sorunun farklı bir parçası olmaktan kendisini kurtaramayacaktır.
Kültürel ve sosyal haklar ile ekonomik taleplerin çözümünün bu bakış açısı üzerinden geliştirilmesi çözümün ve yaklaşımın samimiyetini ortaya koyacaktır.


AB üyesi olmaya aday bir Türkiye; soruna geçiştirmeci ve belli bir dönemi kurtarma amacı ile yaklaşırsa, mevcut sorunu çözmek bir yana, ortaya çıkacak yeni sorunlarla çok daha katmerleşecek bir sorun yumağıyla karşı karşıya kalınması işten değildir. Her şeyden önce bu döneme inanan hem Kürtler hem Türkler hayal kırıklığına uğrayacaktır. Çözüm yolunda bu kadar olgunlaşmış bir sorunun, dinamiklerin tersine, yeniden beklemeye alınması durumunda hem kendisini hem de içinde bulunduğu ortamı çürüterek kokutacağını göz ardı etmemek gerekir. Özellikle AKP’nin böyle bir hata yapmayacağını temenni ediyorum.


Başta MHP ve CHP olmak üzere bu sürece karşı çok ciddi ayak direyenlerin yaşadıkları ruh hali ve direnmenin şiddeti aslında Kürtler için ne kadar önemli fırsat olduğunun ispatıdır. Bunların bu denli pervasızca çıkışlarının altında palazlandıkları ve kendilerini yaşattıkları kapıların kapanma tehlikesini tüm yakıcılığıyla gözlemlemeleri yatmaktadır.


Kürtlere yüzlerce yıldır gasp edilen haklarının verilmesi ve tanınmasından daha doğal ne olabilir ki? Türk devletinin en kabarık ayıbı bu değil midir?


Geçenlerde güneşi gördüm filmini izledim. Filmde Kürdistan’dan göçe zorlanan bir ailenin dramı yansıtılmakta idi. Bu aile Norveç’e sığınma isteminde bulunuyor. Mahkeme aile ferdine soruyor:  Neden ülkemizi tercih ettin? Kürdün cevabı basit ancak basit olduğu kadar toplumsal bir yarayı gözler önüne serecek kadar da can alıcı idi: ‘’insanca yaşamak için’’. Bu örnek Kürt gerçeğini yansıtan binlerce örnekten sadece biridir. İnsanın en mutlu olduğu yer doğduğu, kendi kültürü ve dili ile yaşadığı öteki ya da yabancı görülmediği yerdir. Bu da tabiî ki kendi ülkesidir ve üzerinde yaşadığı topraklardır. Sanıyorum ki hiçbir insan imha ve inkârın sonucunda gerçekleşen göçü içine sindiremez. O modern ülkelerin rehaveti göçe zorlanan insanların duygusal ve manevi boşluğunu dolduramaz.  Biz Kürtler insanca yaşamak istiyoruz. İnsan olmaktan doğan doğal haklarımızı kullanmak istiyoruz. Bundan daha tabii ne olabilir ki!  Yüzlerce yıldır Kürtlerin gasp edilen haklarının bugün yeniden verilmesinin tartışmaya açılması bir adil bir durumdur; devamının gelmesi yani bunun pratik koşullarının gerçekleştirilmesi adaletin kendisi olacaktır.


Gündeme tüm yakıcılığıyla yerleşen ve halkta ciddi umutlar uyandıran çalışmanın içinin doldurulması önemlidir. Özellikle uygulanabilir ve elle tutulur, içe sindirilir bir sonucun çıkması en büyük dileğimizdir.

Şayet bu süreç sekteye uğrar ise Türkiye ayağı MHP ve CHP’nin başını çekeceği şoven ve milliyetçi taraf ile Kürt cephesinden de “ya benle ya hiç” mantığı ile hareket edenler tarafından ele geçirilecek ve sorunun çözümsüzlüğünün derinleştirilmesi sürdürülecektir.


Hiç kimsenin bu süreci kendi çıkarına kurban etmesine müsaade edilmemeli. Kürt halkının hizmetkârı olduğunu söyleyenler buna göre davranmalı. Özü sözü bir olmalı.


Bu sorunun çözümünün çok rahat geçeceğini beklemiyorum. Ancak Kürtlerin tarafında halkın çıkarlarını esas alan demokratik birlik muhatabı oluşturulması olasılık dahilindedir.


Canların, kanların, malların ve büyük emeklerin harcanarak ortaya çıkan çözüm düzeyinin, devlet tarafından da atılmak istenen bu adımla pekiştirilmesi, boşa çıkarılmaması önemlidir. Kürtler açısından daha güçlü birlik olmanın aciliyet gerektirdiği bir dönemin eşiğindeyiz. Bu eşikten içeri atacağımız adımların güçlülüğü yarınlarımızı ve toplumsal barışımızı büyük ölçüde belirleyecektir.


Kürt cephesinden ilk adımı atmak yerine kendini muhatap görenler izlemekte veya sürüklenmektedir. Dolayısıyla hala inisiyatif karşı taraftadır.  Bu insiyatifin bir an önce ele geçirilmesi ve sürecin gelişmesinde karşılıklı diyalog ortamının oluşturulması elzemdir.


Ben kürdüm diyen her kes bu sorunun parçasıdır ve çözümü her yönüyle onu ilgilendirir.
Bunun içindir ki; biz Kürtler sürece sahiplik etme hakkını kendimizde görmeliyiz diye düşünüyorum. Unutmayalım yaşam inisiyatifimizi ve dolayısıyla nasıl yaşayacağımızı somut projelerle ortaya koyamazsak verilenle yetiniriz bu da gerçek anlamda sorunun çözülmemesi demektir.
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe