Baker Raporunun Düşündürdükleri
         Bu raporu çok sıradan ele almamak gerekir. Raporu hazırlayan ekip Kürtler hariç sanki herkesi dinlemiş, çıkarını gözetmiş ve memnun etmeye çalışmış görünmektedir. Rapordan Arap devletleri, direnişçiler Irak’a komşu ülkeler, ıraktaki suniler şialar ve Türkmenler memnundur. Sanki hepsinin bir yerde çıkarına ve isteğine göre yazılmıştır. Ki son günlerde el cezire TV’ye konuşan Baas direnişçsi, ABD ile müzakerelere başlamak için: "ABD işgalinden sonra çıkarılmış tüm yasaların iptali, direnişçilerin Irak halkının tek temsilcisi olarak tanınması, yabancı güçlerin çekilmesiyle ilgili bir takvimin onaylanması şeklinde olması ve raporla paralellik arz etmesi çok düşündürücüdür. Irakta ve orta doğuda demokrasi, ezilenlerin haklarını ve insanlığı isteyenlerin memnun olmadığı ve buna şiddetle karşı çıkılacağı inancındayım
Tahsin İnanç
12.12.2006 - 20:15
Başta Irak olmak üzere Ortadoğu yeniden bazı siyaset çevrelerince bulandırılmaya çalışılmaktadır. Ve öyle anlaşılıyor ki, bu çevreler demokrasi ye değil totaliter, gerici, çağ dışı zihniyetlere kucak açma peşindeler. Son yayınlanan Irak raporunun içeriğini görünce insanın kan beynine sıçrıyor. Bu kadar basit olabilir mi? Siyaseten taraf tutmanın da bir ahlakı vardır. Değişim gücü olarak Irak’a giren ABD, yerel güçlerden en büyük desteği Kürtlerden ve bir kısım Irak kamuoyundan aldı ve bu destek hala da sürmektedir. Şüphesiz bu desteğin temel amacı demokratik Irak’ı yaratmaktır. özünde bir halklar mozaiği olan ırak için en kabul edilir sistem demokratik ve federal bir oluşumu yaratmaktır. ABD bu gerçeği yadsıyamaz. Sözde son oluşturulan Irak raporu birçok gerçeği yadsıyarak oluşturulmuştur. Aslında salt gerçeği yâdsıma da değil kime hizmet ettiği belli olmayan bir rapor… Bu raporun başta Kürtler olmak üzere demokrasi isteyen güçlerce kabul edilir bir yanı yoktur.

Bu rapor 3 yıldır Irakta yapılan tüm çalışma ve girişimleri sıfırlamakta ve işe başladığımız yere getirip bırakmadır adeta. Baas partisi üyelerini, İslamileri ve El kaide’yi meşrulaştırmadır. Irak’a yardım için devreye girmesi beklenen devletlere bakılırsa işin başından beri Irak’ı karıştıran devletler olması ise insanı daha farklı kuşkulandırmaktadır. Tabii bir ihtimal olarak da siz karıştırıyorsunuz gelin siz düzeltindir demek isterdik ama bunun olmadığını iyi biliyoruz. Bu devletlerin hepsi de baştan beri Kürdistan’da ki gelişmelerden rahatsız olan devletlerdir. Bunların başında ikide bir PKK yi bahane ederek Güney Kürdistan’a girmek isteyen Türkiye, İran gibi devletler gelir. Bunlara gün doğdu. Bu fırsatı gökte ararken yerde buldular.

Bu raporu çok sıradan ele almamak gerekir. Raporu hazırlayan ekip Kürtler hariç sanki herkesi dinlemiş, çıkarını gözetmiş ve memnun etmeye çalışmış görünmektedir. Rapordan Arap devletleri, direnişçiler Irak’a komşu ülkeler, ıraktaki suniler şialar ve Türkmenler memnundur. Sanki hepsinin bir yerde çıkarına ve isteğine göre yazılmıştır. Ki son günlerde el cezire TV’ye konuşan Baas direnişçsi, ABD ile müzakerelere başlamak için: "ABD işgalinden sonra çıkarılmış tüm yasaların iptali, direnişçilerin Irak halkının tek temsilcisi olarak tanınması, yabancı güçlerin çekilmesiyle ilgili bir takvimin onaylanması şeklinde olması ve raporla paralellik arz etmesi çok düşündürücüdür. Irakta ve orta doğuda demokrasi, ezilenlerin haklarını ve insanlığı isteyenlerin memnun olmadığı ve buna şiddetle karşı çıkılacağı inancındayım

Bu rapor özellikle Kürtlerin ve Kürdistan’ın özgürlüğüne ve kazanımlarına göz dikmiştir.
Kürdistan yönetimini zayıflatmayı amaçlamaktadır. Kürdistan’ı yüzyıllardır yönettikleri gibi tekrardan Arapların ya da başka birilerinin yönetimine açma raporudur.

Kerkük kenti Kürdistan’ın kalbidir, raporda ise Arap, Kürt ve Türkmen şehri denilmektedir. Biliniyor ki Kerkük nüfusunun yüzde 70’i Kürt, geriye kalanlar ise Arap ve Türkmenlerden oluşmaktadır. Burayı eşit nüfusluymuş gibi göstermek ve Kürdistan hükümetinin denetimine vermemek için Kerkük’ün statüsünün belirlenmesinin ertelenmesi istemi, her gün Kerkük Türklerindir veya Araplarındır diyenlerin politikaları ile de birebir örtüşmektedir. Kısaca kimler aynı şeyi istiyor her gün dile getiriyorlar. Kerkük’te referandum ertelenemez ve referanduma gidilir de Kerkük Kürtlerin denetimine girerse Türklerin ve Arapların dediği gibi raporda da dile getirilmiş; bu durum halklar arası savaşa sebep olur denilmektedir. Bay Baker ve Hamilton bilmezler mi ki hiçbir Kürt Kerküksüz Kürdistan düşünemiyor. Asıl en büyük savaş Kerkük Kürdistan’a dahil edilmez ise olacaktır.

Yine yeraltı zenginliklerimizi yıllardır yiyen ve bununla biz Kürtleri sömürenlere yeniden mevcut durumdaki yeraltı kaynaklarını da(bununla Zaxo ve Taktak’ta çıkarılan petrol de dâhil) merkezi hükümete devredilme adına Kürtlerin denetiminden çıkarılması hedeflenmektedir.

Kürdistan askeri güçlerinden de ürken bu zatlar onları da fazla bulmuş ve nasıl dağıtabilirimin hesabını yaparak, diğer alanlarda görevlendirmelerini istemişlerdir. Bununla Kürdistan’ın güvenliğini zayıflatmak amaçlanmıştır.

Tüm ıraktaki en güvenilir ve emniyetli alan olan Kürdistan da şimdiye kadar bir tek ABD ya da farklı bir gücün askerinin burnu bile kanamamıştır. Bunu bilen ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke' "çözüm" olarak, "ABD kuvvetlerinin Kürt bölgesine çekilmesini" önermişti.

Şimdi bu rapor ve içeriğine bakınca bunu yazanlar ABD’liler değil de biri Türk, biri Arap, biri baasçı ve başlarında da Usame var sanır, yani olsaydı bile bu kadar uç bir rapor çıkmayacaktı. Kısaca kendi ruh hallerini ve psikolojilerini yansıtmışlardır demekte yeterli olamaz. ‘ Bu heyet bu kadar sorumsuzca ve gerçek dışı bir raporu hangi güçlerin denetim ve emrinde yazdı’ demekten kendini alamıyor insan. Bu rapor demokrasi isteyen ve özellikle de biz Kürtlerin haklarını gasp etmekten başka bir amaç taşımakta mıdır acaba?

Başkan Barzani’nin dediği gibi bir sefer bile gelip Kürdistan’ı ziyaret etmemişlerdir. Şayet iyi niyetli olsalardı ziyaret olacağı gibi Kürdistan hükümetinin yetkilerini, halkımızın çıkarlarını kısmayı düşünmezlerdi. Aksine rahat ve güvenli olan bu eyalete Kerkük ve Musul’u da dâhil etmeyi önerebilirlerdi. Şüphesiz Kürdistan askeri güçleri çok kısa sürede bu alanlarda da güvenliği ve huzuru sağlarlardı. Yani yapılanlar yapılacakların garantisi olacaktı.

Bu raporun içeriğinin bu temelde reddedilmesinin Irak cumhurbaşkanı Mam Celal Talabani’den ve Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’den gelmesi önemlidir ancak yeterli değildir. Bu konuda tüm Kürdistan parti, örgüt, şahıs, yazarı-çizeri kadını ve genci karşı durmalıdır. Kuzeyi güneyi, doğusu ve batısıyla tüm Kürdistan tavır koymalıdır. Bilinmelidir ki her isteyen biz Kürtlerin haklarını gasp edemez. çünkü artık gasp edilme lüksümüz yoktur. 

Binlerce insanımızın kanları ile kazanılmış olan bu kazanımların basit bir rapor ile değişmeyeceği sn  baker ve hamilton bilmelidir.
Binlerce yıldır ilk kez kendi topraklarında özgür yaşama imkânı sağlayan Kürtler artık bundan vazgeçmeyecektir. Vazgeçirebilene aşk olsun…

Tahsin İNANç
12.12.2006
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe