İhtiyaçtır Talebi Belirleyen

Kuzey Kürdistan parçasının temel ihtiyacı, doğru öncülük ve muhatap alınacak bir kurumun yaratılmasıdır. Legal alanda muhatap alınacak hiçbir kurum yoktur. Son yapılan girişimler de İmralı?yı aşamadıklarından, ölü doğmuşlardır.

Tahsin İnanç
14.01.2005 - 20:23

Yeni bir yılın daha ilk keşif heyecanındayız. Her yenilikten olduğu gibi bu yeni yıldan da tüm insanlar gibi bizim de bir çok konuda beklentilerimizin olduğu muhakkak. Artık geçmişe saplantılı kalmaktan ziyade beklentilerimizin olduğu geleceği daha fazla düşünmek, gelecekle ilgili tasarılar geliştirmek durumundayız. Ne de olsa bu yıl biz Kürtler açısından oldukça hızlı başladı ve en ufak bir sapmaya uğramadan devam edeceğe benziyor.

Bugüne kadar Kürtlük adına ne yapılmışsa boşa gitti demek emeğe haksızlık olur fakat tüm yapılanların da hakkettikleri karşılığı kazanmış olduğunu söylemek ne mümkün!. Tabi bu belirlemeyi olumluluklar kapsamında dile getiriyorum; olumsuzluklar payını hiç aksatmadan almıştır evelallah!

Geçenlerde sohbet ettiğim bir dost soruyordu: ABD?nin Irak?a müdahalesi sonrası Irak?ta Kürt-Arap çatışması giderek derinleşiyor. AB ve Türkiye bu duruma nasıl yaklaşır; Türkiye AB?ye girerse, Kürtlerin durumu vs.ne olacak; olaylara sizin yaklaşımınız ne; biz ne yapabiliriz, diye tartışmak istedi. Yani bir bütünen Kürtlerin durumu nedir, ne istiyorlar ve nasıl muhatap alınacaklar vb. vb sorular?

İhtiyaçlardır, talepleri belirleyen?

Son derece önemlidir ihtiyaçların doğru tespit edilmesi. Acaba bu kez biz Kürtler taleplerimizi doğru belirleyebilecek miyiz? Onun gereklerine göre hareket edebilecek miyiz?

Zor görünüyor ama imkansız değil!

Var olan kısır döngülerden kurtulmak ve uydu olmaktan çıkma ile başlamalı?

Kürt aydın ve siyasetçileri olarak geldiğimiz nokta, çokta çözümleyici değil. Kimimiz dar, ailesel, bölgesel çıkarlara hapis olurken, kimimiz enternasyonalizm adına kendi gerçekliğini yadsıdı; kimimiz silahlı mücadele, kimimiz siyaset dedi; kimimiz kavramların karmaşıklığında muğlaklaştırdı her şeyi. Adeta okuduğu her kitabın, duyduğu her kavramın tanımında hedef belirledi, talimat verdi. Bağımsızlık, federasyon, konfederasyon, demokrasi, yurttaşlık, Türkiyelilik vs. vs; yani bundan ne halk bir şey anladı, ne dostları ne yoldaşları?.

Halbuki yıllardır, halkımız, onun talepleri, ulusal değerlerimiz ve buna sahip çıkma dedik, bunun için mücadele verdik yada verdiğimizi sandık!

Umutlandık, umut verdik halka? Acı ama şu gerçeği görmekte fayda var. Tüm diğer Kürt hareket ve örgütlerini bir yana bırakalım, PKK ve önderliği en büyük umut oldu halka ve hepimize. Oysa şimdi gelinen noktada ?Kemalizmi en iyi ben tanırım-anlatırım, ben savunurum?a dönüştü. Bükemediğin eli öp, oldu şimdi. Hani yükselen değerlerimiz vardı, hani kırılan umutlarımız yeniden yeşerecekti, hani ?bir avuç özgür toprak şiarımızdı, hani kurtarılmış alanlarda sevenler kavuşacaktı. Hani, hani, hani?

Rusların güzel bir ata sözü var.

?En son umut ölür? diye bizim umutlarımız kaç defa öldü ve dirildi acaba, kaç kez uçurumun kenarına gidip döndük artık sayamıyorum. 20 yüzyılın sosyalizminde ütopyalarla yaşamak güzeldi.

Ama 21. yy ütopyalar kadar gerçeğin dilini ve eylemini öne çıkarıyor. Çünkü gerçeklikten kopmak , ya tekrarı yada gerçek üstü olmayı getirir. Sonuçta her ikisinde de yaşamdan, kendinden, dolayısıyla değerlerden kopmak yaşanır. Amaçsızlığın kendisidir. Yıllardır idealize ettiğimiz ütopya ve amaçlarımız, bizi-bizleri yaşamın, insanlığın tüm gerçeğinden kopardı. Aslında büyük idealler, umutsuzluğa dönüştü. Büyük amaçlar en sıradan taleplere dönüştü; kırılmamı, sonuna kadar; parçalanmamı un-ufak olana kadar; kendinden, halktan, değerlerden uzaklaşmamı, dağlar kadar; yani tarifi imkansız bir ucubelik adeta.

Şunu hemen belirtmeliyim ki, gam çekerek, elden gidene haset ederek yani geçmişe hayıflanarak, gelecek belirlenmez. Şu an biz Kürtlerin sorunu; hangi ihtiyaç önceliklidir, neler talep edilecektir? Her taraftan gelen sesler var. Bizim ortak bir noktamız olmak zorundadır. Bir irengi noktası yaratılmalıdır.

Amaç netliği, duruş ve düşünce netliğini beraberinde getirecektir. Başta tüm Kürt aydın ve siyasetçileri olmak üzere demokratik anlayışta her kesin yapacağı acil görevler vardır. Düşmanın silahı ile kendimizi vurmamalıyız. Böl-parçala-yönet anlayışını sömürgeci zihniyet olarak tespit edip red ettik yıllarca. Neden? hak etmediğimiz bir gerçeklikti çünkü. Ama maalesef yalnızca sömürgeciler değil, biz Kürtler de yıllarca bunu birbirimize uyguladık- uyguluyoruz. Güney Kürdistan?da federasyona karşı gelmek bu değil midir? Gerçi buna karşı gelenler bellidir ki ?çorak yere tohum atmaktır bir gafile öğüt vermek, yırtığı yama kabul etmez cahilliğin, birde aptallığın?.. Hikmet tohumu boşa serpmemektir? der Mevlana. Bizimkisi ise Nasrettin hoca misali ya tutarsadır, bazılarına söylemek istediğimiz.

Halkımızın desteklediğini, kendisine halkın hizmetçisi diyenler neden desteklemiyor? Varsa bir eleştirin katılarak düzeltebilirsin. Karşı cepheden saldırarak değil. Yada bir başka yerde Kürtlere dönük olumlu bir gelişme ismine- partisine-dinine bakılmaksızın neden desteklenmesin? Bizde yaşanan ise bana hizmet ediyorsa, bana ait ise katılırım. Aksine izin vermem-i aşmamıştır. Bu zihniyetin kendisi bile başlı başına anti demokratlığın daniskasıdır. Bu ne kadar ulusal demokratik kültür anlayışından uzak yaşandığını göstermektedir.

Kuzey Kürdistan parçasının temel ihtiyacı, doğru öncülük ve muhatap alınacak bir kurumun yaratılmasıdır. Kongra-gel bu görevde sınıfta kalmıştır. Hatta çok başarısız olduğundan, bunadığından ve kendini tümden genel kurmayın abasının altına koyduğundan her iki konuda da acil pratikleşme gereklidir. Legal alanda muhatap alınacak hiçbir kurum yoktur. Son yapılan girişimler de İmralı?yı aşamadıklarından, ölü doğmuşlardır. Haftada bir saatlık, genel kurmayın emrinde olan avukatların savurduğu yalanlar artık bu halkı doyurmamaktadır. 20 milyon halk , Avrupa?da, Türkiye?de ve Kürdistan?da onu temsil edecek ve muhatap olarak alınacak insanlarını çıkaracaktır.

Kongra-Gel?in bu dönemde ihtiyaç olarak gördüğü şey, savaş suçlularının ismini açıklama ve onların suçlarını ispatlamaya çalışması olayıdır. Bu kadar önemli bir dönemde uğraşılan işlere bakıldığında sadece acınacak bir durumda olduğunu gösterir. Kürtçe de buna; ?xali seri te be? derler. Her ne kadar da şu an seninle olmasalar da yıllarca seninle omuz omuza düşmana karşı savaştığın insanları, kendini düşmanına şirin göstermek için pazarlaman ne anlama gelir?Bu yapılana isim bulmada zorlanıyorum yani tarifi bile olmayan bir yaklaşımdır. Çok aşağılık ve mide bulandırıcı.?Düşmanımın düşmanı benim dostumdur? diye bir felsefeye sahip değilim ve doğru da bulmam. Yani ben her bana düşman olanlara karşı olanın yanında durmam, dost olmam. Her, Kürde düşmandan gelen bir fiskeye bile karşı durulması gerektiğine inanıyorum.

Üçlü zirve yapıldı. Temelinde Kürt halkının mücadelesi ve partileri vardı. Bir araya gelmeyecek devletler, biz Kürtler için bir araya gelmesini biliyor da neden biz Kürtler, kendimiz için bir araya gelmiyoruz? Gel bunları gör de başını taşlara vurma?Ildıkları kararlar en benimsemediğim kişi ve örgütler için bile olsa, ben birey olarak karşıyım.

Kürtler için AB ne dedi, ABD ne dedi, Türkiye nasıl yaklaştı, ne verecek, ne adım atacak, Ruslar nasıl yaklaşırlar, son zamanlarda çok yazılıp çizilmekte. Ama biz Kürtler ne isteriz; nasıl olmasını bekleriz? Bununla özel ilgilenen yok. Yani kendini halkın atadığı vekiller olarak görenler de bireysel istem ve taleplerini tüm halkın saymaktalar. Sonuç; parti ve örgütlerin plan ve programlarına göre ihtiyaçlar belirlenip sunulmaktadır. Halbuki ?ben söylerim, ben belirlerim bu halk da buna uyar? devri kapanmıştır. Bu halkın sürü olmadığı açığa çıkmıştır. Her parçadaki halkımız kendi tercihini, ihtiyaç ve istemleri temelinde belirleyecektir. Artık bunu yapabilecek düzeyi halkımız yakalamıştır. Aydın ve siyasetçiler de buna destek ve hizmet etmelidir. Halkın doğru sözcülüğünü yapan, gerçekten de ihtiyaçlara göre hedef belirleyenler, bundan böyle kabul göreceklerdir.

Tüm bunlara son vermenin tek yolu muhatap olacak ve gerçek vekillik yapacak olan Kuzey Kürdistan?ın ulusal konseyini oluşturmaya çalışan girişime destek sunmaktır.

Bir daha umutların kırılmaması, çok hayalini kurduğumuz ve uğruna mücadele verdiğimiz barış ve özgürlüğe kavuşabilmek için kendi kendimize güvenmek, artık başkalarının bizim için düşünmesi değil, kendimiz düşünmek ve bu düşüncelerimizi ortak demokratik platformlarda bir payda da birleştirmek zamanıdır. Birlik ruhunun ilk eylemi, düşünen ve düşündüklerini paylaşan ve muhatap alınan bir kurum yaratma olsun.

mahir@pwdnerin.com

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe