Sınır ötesi operasyon tartışması...
        

          Son günlerde hangi tv kanalını açsam Türklerin ‘sınır ötesi operasyonu’ tartışması var. Bir şeyi meşrulaştırmanın en iyi yolu, onu sürekli gündemde tutmaktır. Türkler de bu mantıktan olsa gerek, bu konuyu gündemden düşürmemektedir.

Sınır boyuna konumlandırılan ordu gücü;

1-sınırı korumak ve gerillanın içeriye gidiş-gelişini önlemek

2-olurda bir fırsat bulur, özgür Kürdistan’a müdahale etmek

3- ABD, Irak ve Kürtler üzerinde baskı kurmak, amacını güder.       

         Başta Türk genelkurmay başkanı olmak üzere görevde veya emekli olan generaller, sınır ötesi harekâtın yararlı olacağını belirtiyorlar. Gerçekten de göründüğü kadarıyla epey bir hazırlıkları da var. Ancak olayın sorumluluğunu kendileri almak istemedikleri için, kararı siyasilerin vermesini istiyorlar. Yani topu hükümete atıyorlar. Hükümetin de tavrı aynı kurnazlıkla yanıt oldu: ‘Askerin talebi olursa karar çıkarırız’. 

          Böylesi bir harekâtın neden yapıldığının iyi irdelenmesi gerekir.

PKK otuz beş yılı aşkın bir süredir var. PKK bahane edilerek Türk devleti defalarca sınır ötesi operasyon yapmıştır. Bu operasyonların çoğunda da istediği sonucu almadan geri dönmüştür.

Kısaca kanlı ve acımasız bir savaş yıllarca sürüp gitmektedir. Bu işin rantının peşinde olanlar bu kanın durmasını istememektedir. Ancak bu kez gerçek amaç PKK değil! PKK de içinde olmak üzere Güney Kürdistan’ın elde ettiği kazanımlar ve bu kazanımların Kürtleri adım adım özgürleştireceği gerçeğidir. Artı Kerkük üzerinden yaptıkları tasarruf da bunu cabası. 

         Türkler için temel sorun özgür Kürdistan’ın adım adım devletleşmeye doğru gitmesidir. Kerkük’ün buna dâhil edilmesi için yapılan çalışmalardır. Tali olanı ise PKK’dir ya da bunun gerekçesi PKK’dir. Yarına Türkmenlerdir. Sonrasına Allah bilir ne gerekçe bulur.

         Kandile bir operasyon yapmakla, tüm sorunun çözüleceğine inanmak, çıkıp televizyonlarda bunun gerekli olduğunu tartışmak hem kendini hem toplumu kandırmak kimin işine yarıyor?  Böylesi bir operasyon ya da asıl ismi ile işgal harekâtı kimin işine gelir.

         Kimler bundan yarar sağlar?

         Böylesi bir harekâttan Türk milliyetçiliği ve savaş rantını alan Kurumlar ve generaller çıkar sağlar. İster PKK ile savaş olsun ister Kerkük meselesi olsun. Varlıkları ve otoriteleri savaşla var olduğundan buna ihtiyaç duyanlar sınır ötesi harekât için durmadan yeşil ışık yakacaklardır. Türlü oyunlar oynayacaklardır. Adı çılgınlık bile olsa böyle bir serüvene dalmayı göze alacaklardır. Kaybedecekleri fazla bir şey yok-muş gibi.

   Ulustaki eylem olsun patlayan mayınlar olsun ve bundan sonra da olabilecek tüm eylemler bu amacı gerçekleştirmenin gerekçesi neden olmasın? Hem dünya kamuoyu hem de Türk toplumu böyle bir işgal hareketine bu tarz eylemlerle hazırlanmaktadır. 

    Bundan sonra ihtiyaç oldukça bu tür eylemler yaptırılacak ve muhatabı yaptı denilerek kıyamet koparılacaktır.

     
         Şimdi işe Kürtler açısından bakalım;

         Yani bu operasyonda biz Kürtlerin tavrı nedir ve bundan çıkar sağlayan kimlerdir?

         öyle olduğu yerden hava basmak ile bu işler olmuyor.

         ‘Türklerin geleceği varsa göreceği de var’. 

         ‘Kürdistan’ı Vietnam’a çeviririz’ 

         ‘Savaş için her Kürt hazır olsun’ gibi beylik lafları ile bu işin yürümeyeceği ortada. Denildiği gibi Vietnam’a dönerse Halimiz haraptır, demek oluyor ki bir 50 yıl sonra Kürdistan ancak toparlanabilir. çünkü Vietnam hala toparlanamadı. Biz Kürtler açısından yapılması gereken en önemli anlayış ve yaklaşım ulusal demokratik birliği pekiştirecek davranış ve eylem içerisinde olmaktır. Mümkün olduğunca savaşın gelişine izin vermemektir.

         Bu arada bazı Kürt güçleri, Türklerin ekmeğine yağ sürmektedir. Yaptıkları eylem ve verdikleri demeçler bunu göstermektedir. 

         Ha şunu da unutmamalı. Böylesi bir harekât bu güçlerin işine yarar.

         Nasıl mı?

         Türk ordusunun güney Kürdistan’a girişi tüm güney Kürtlerinin de bu savaşa dâhil olması demektir. 

         Kendileri rahat bir nefes alır 

         Güneyde söz sahibi olurlar

         Bunun içinde kışkırtması bile anlaşılırdır. Siyasetin gereği, herkes çıkarını hesaplar.

         Nedeni nedir bilinmez ama KKK başkanı ulus eylemini sahiplenmezken, HPG sorumlusu üstlendi. Herkesi düşündürttü. Neden acaba?


         Türkler böyle bir gövde gösterisi ile, başta ABD olmak üzere güney güçlerini kendi amaçları doğrultusunda bir tavra zorlamak istiyor.

         Harekât olursa ABD ne yapar, ırak cehenneminin ardından ikinci bir cephe açar mı? Bunu göze alabilir mi. Sanmıyorum.

          ABD her gün farklı bir yol ve yaklaşımla bu harekâtı durdurmaya çalışmaktadır. çünkü böyle bir savaş ABD’nin işine hiç gelmez. Türklerin sorununun salt PKK olmadığı, özünde Kürdistan’ın devletleşmesini engellemek, huzuru güveni bozmak, tüm ırakta yaşanan kaosun Kürdistan’da da yaşanmasını sağlamak, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan Kürt federe devletini bir biçimde engellemek ve Ortadoğu planına darbe indirmek istemektedir. 

         Neden mi? Türkler ABD’nin büyük Ortadoğu planına dâhil olamadı, oysa Kürtler hak ettikleri imkânlara yavaş yavaş kavuşuyorlar  

         ABD hem Kürtlerden olmamak için hem de Türklerle karşı karşıya gelmemek için bu harekâta izin veremez. Bunu iyi tahlil eden Türkler buradan gittikçe bastıracaklardır.

         Bununla hiç olmazsa PKK kamplarını bombalatmayı başarabilir. ABD-Irak ve Kürt ordusunu ortak bir harekâta zorlayabilir. Böylesi bir olasılığın sonuçlarını varın siz düşünün. ABD, Yerel güçler ve PKK açısından. 

         ABD için Yeni bir cephe

         Yeniden Kürtler arası savaş

         Yıllardır Türk ordusu sınırda ki yaklaşık 280 km lik bir alanı düzenli olarak bahar ile kışa kadar tutar.

         Foça’dan, Bolu’dan ve Kayseri’den her yıl komando tugaylarını getirir.

         Bu normal olandır. 

         Farklı olan ise bu gücün bir ilk olarak sınıra konumlandırıldığı ve güneye operasyon için yapıldığının beyan edilmesi. Medyanın günlük olarak abartılı bir şekilde şu takviye bu güç kayması, tv kanallarında istisnasız her gün en az 20 kanalda ırak operasyonu üzerine tartışmalar...  Türk generallerin ve seçimlerle birlikte tüm siyasi partilerin özgür Kürdistan’a operasyon yapmayı hararetle istemelerinin anlamsızlığı.   
    
         İster Türkler operasyon yapsın. 

         İsterse yaptırtmaya çalışsın.

         Her iki olasılıkta da Kürtler zarar görecektir. Hem güneyde hem de kuzeyde 

         Türkler açısından da ‘çok rahat olur gelir istediğini alır’ demek istemiyorum. Bedeli onlar için de çok ağır olacaktır. Azdan az çoktan çok gidecektir. Birde bunun âmâsı var oda savaş alanı Türkiye değil Kürdistan’dır. Yani yakılıp –yıkılacak, zarar görecek, kanlar akacak alan demektir savaşın olduğu alan…

         Kısaca böylesi bir savaşın biz Kürtler için hiçbir yararı yoktur. O halde böyle bir savaşın olmaması için duyarlı davranmalı. Kışkırtıcı, beylik lafları ile işler yürümez. özelikle Kürt yazarların bu konuyu daha sağduyulu bir temelde ele alması gerekir.

         Ha sonunda tüm duyarlı ve akılcı yaklaşımlara rağmen eğer Türkler operasyonu başlatırsa yani böyle bir işgal önlenemezse kendi adıma Kürt cephesinde yerimi alır, sonuna kadar savaşırım. Fakat olmaması temel dileğimdir.

         Bu gün hiçbir savaş Kürtlerin çıkarına değildir. Ha yarına şartlar değişir… Her şey değişir.


5 haziran 2007 

Tahsin İNANç
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe