Talepte Stratejik Sapma..
Yani aslında Kürtler hiçbir şey istemiyor, demek isteniyor. ‘Ey Türkler kızmanıza gerek yok. Devlette istemiyoruz. Sizin hizmetinizde cumhuriyeti demokratikleştirelim.’ Yani bir kez daha Kürtler Türklere hamallık, kölelik etsin anlamındadır. Şimdi madem talep edilecek bunlar ise bunun için yapılanlar çok fazla değil mi? Bu kadar basit istemler için onbinlerce insanın kanının dökülmesi gerekir miydi?
Tahsin İnanç
03.11.2008 - 11:21
Son günlerde Kürdistan şehirlerinde yeniden serhildanlar düzenlenmeğe başlandı. Bilindiği gibi aynı şehirlerde 1990’larda da binlerin katıldığı serhildanlar yapılırdı, fakat şimdiki yapılanlardan çok daha farklı boyutlara sahipti. O dönemin temel şiarı bağımsızlık ve özgürlüktü. ülkenin özgürlüğü halkın çıkarları her şeyin üzerindeydi. özgürlüğe olan susamışlık halkı PKK etrafında kenetliyordu.  O serhildanları  şekillendiren böylesi ulvi bir hissiyat gücü idi.


Bireyde kendini devrimin her alanına hesapsız katma vardı.  O dönemin Türk yetkililerinin söylemiyle daha önce yirmi dokuz kez bastırılan serhildan bir kez daha bastırılacaktı.

Dönemin öncü gücü PKK ve Kürt halkı;  kararlılığını, inancını, örgütlülüğünü daha da geliştirmeyi hedefledi ve büyük başarılara da imza attı. Ancak daha sonra stratejideki sapma ve taktik hatalar dev gibi büyüyen gelişimi durdurdu, geriletti ve şimdiki duruma gelindi.

İçinde bulunduğumuz duruma bir göz atacak olursak; günlerdir Kürdistan’da serhıldanlar ve değişik eylem türleri yapılmaktadır. Ancak, bu etkinlikler 90’lardaki amaç ve taleplerden çok farklı maalesef.

İmralı’da fiziki şiddet uygulandığına dair basından çıkan haberler var. Doğruluğu araştırılıp bu konuda avukatlar yoluyla,  bazı mercilerde hak aranır ama bir halkı aylardır bununla uğraştırmak, sonrasında da boşa almak, sindirmek sadece tarihi bir hata değil bu halka yapılacak en büyük kötülüktür. Hak taleplerinde stratejik sapmalar söz konusudur. Tabii ki bunu yaptıran ve yapanlar bilinçlidir.  Şimdi meydan DTP ye kalmış, bir nevi boş bir amaç uğruna halkı uçuruma sürüklemektedir. Sloganlar ve bu sloganlar üzerinden halkı harekete geçirmedeki amaçlar çok daha farklıdır. DTP son dönemlerde dillendirdiği son derece radikal söylemler ve gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle kapatılabilir ve böylece devletin karşısında mağdur, Kürt halkı karşısında ise kahraman olma pozisyonu kazanmayı hedeflemektedir. Siyasette bu tür oyunları anlamak mümkün ancak halka bunu kendi özgürlüğü içinmiş gibi kandırmacalarla empoze ederek, günlerce hatta aylarca İmralı ve benzeri basit talepler için sokağa dökmek hangi demokratik zihniyete sığar.  

DTP’li vekilin sözleri çok şey anlatıyor: ‘’Kürtlerin devletleri, sınırları, ulus ve halkları bölme gibi bir politikası yok. Bunu çok açık ve net bir biçimde ilan eden Kürtler böyle bir dünyanın, yani devletsiz ve sınırsız bir dünyanın olabileceğine inanıyor. Kim ne derse desin, nasıl yorumlarsa yorumlasın, hangi adla ifade ediyorsa etsin bu Kürtlerin yeni felsefesi, yeni düşüncesi ve yeni dünya görüşüdür. Kürtlerin gerçeği budur. Halklarla birlikte yönetme ve yönetilmeyi temel alan bir anlayışı savunuyor’’.

Bunun diğer bir anlamı demokratik cumhuriyet için mücadele ediyoruzdur. Yani aslında Kürtler hiçbir şey istemiyor, demek isteniyor. ‘Ey Türkler kızmanıza gerek yok. Devlette istemiyoruz. Sizin hizmetinizde cumhuriyeti demokratikleştirelim.’ Yani bir kez daha Kürtler Türklere hamallık, kölelik etsin anlamındadır. Şimdi madem talep edilecek bunlar ise bunun için yapılanlar çok fazla değil mi? Bu kadar basit istemler için onbinlerce insanın kanının dökülmesi gerekir miydi? Cezaevinde sayısız insanın hayatının heba edilmesine değer miydi? Dökülen deryalarca gözyaşı boşuna mı aktı?

Yapılmak istenen ile yapılan farklı şeylerdir. Halk boş bir amaç uğruna pasivize edilmektedir.
Olmayacak duaya âmin dedirterek, aslında umutlar söndürülmektedir.

Kürt halkı sokaklara dökülmeli ama bağımsızlığı için, özgürlüğü için, uluslar arası insan haklarının tümünün geçerliliği Kürtlere de uygulansın denmesi için çıkmalı!

Kürt halkı kendisinin olanı almak için yürümeli!

Dil ve kültürümüzü özgürce kullanmak ve yaşamak… Bunun için Anadilde eğitim, basın –yayın, sosyal ve siyasal ekonomik vs. toplumsal yaşamın her alanında özgürce kullanabilmek için eylemde olmalı. ı

BM de temsil edilmek için siyasette diplomaside ataklar yapılmalı.

Yer altı ve yer üstü kaynaklarımızın kullanım hakkının yoksul halkımızın kalkınması yolunda harcanması için harekete geçilmeli.

Bütünlüğümüz talep edilmeli. Her Dört parça arasındaki sınırların kalkması için sınırlarda oturma eylemi yapılmalı. Kamışlo’daki bir memurun tayininin Diyarbakır’a, Bitlis’tekinin Urmiye’ye, Hewler’dekinin Dersim’e çıkması için dilekçeler vermeli. Yapılmasa bile bu daha değerli ve daha anlamlıdır.
Halkın topyekûn özgürlüğü istenmeli. Kendi kendimizi yönetmek, yöneticilerimizi seçmek ve geleceğimizi kendi ellerimizle belirlemek için eylemler yapmalıyız. 

Şehrini çöpler içinde bırakmak ve kirliliği de siyaset aracı yapmak ne sağlık açısından ne de ahlaken uygun bir yaklaşımdır. En temiz şehirler Kürdistan şehirleri olmalı bunu dünya kamuoyuna göstermek için basın-yayın araçlarını kullanmak gerekirken, son görüntüler sadece Kürtlere kaybettirmiştir. Kısaca çöp siyaseti ayıptır, yakışmaz.

Bunlar daha da artırılabilir. Ama önemli olan bir şeylere değecek, amaç sayılacak bir şeyler için insanlar harekete geçirilmeli, yoksa yıllarca olduğu gibi ne bu kan durur, ne halkın acı ve yoksulluğu son bulur ve dolayısıyla Kürt sorunu çözülmeyip hep var olur.

Düşmandan medet umulmamalı. Ancak kendisini bu halkın öncüleri, yetkilileri ve vekilleri olarak gören kişi ve kurumlarda yaptıklarını ve de yapacaklarını iyi hesaplamalı. özgürlük istemek ve bunun için mücadele etmek kimsenin tekelinde değildir. Kürt halkı değerlerinin hoyratça kullanımına artık tahammül edemez duruma gelmiştir.

DTP halkı eylemselliğe kaldırırken halkın gerçek çıkarlarını esas almalı ve neye hizmet ettiğini bilmeli. Kısaca talepler doğru tespit edilmeli ve stratejik sapmalara girmemelidir.

Halkımın acıları yürek dağlar

Köleliğe öfkesi patlamaya hazır bir volkandır.

Ama umutları hep taptazedir.

Ve bizler umutlarının arkasından giden bir halkın çocuklarıyız. Kimsenin bunu kırmaya gücü yetmez…


1 Kasım 2008
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe