Ulusal Olguların Siyasal Olgularla Çakışması

Ancak bu olumlu koşulların gölgesinde rahatsızlık hissedenlerin de olduğu bir gerçek. Nitekim her fırsatta da bu rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. İşin garibi Kürtler açısından olumluluk içerisinde seyreden koşullardan rahatsızlık duyanların arasında Kürtlerin bulunması.

Tahsin İnanç
28.01.2005 - 21:47

Hayat öncesinden daha güzel?

Dünya bambaşka.

Aslında, bu kısa cümleler kurguladığımız birtakım hayallere kavuşmanın mutluluk ve hoşnutluğunun tarifidir?

Tarihimiz boyunca ilk kez, talihin, biz Kürtlere bu denli yakın ve sıcak durduğunu hissediyorum. Tüm ibreler Kürtlere dönmüş durumda ve ben bundan tarifi imkansız bir mutluluk duyuyorum.

Ancak bu olumlu koşulların gölgesinde rahatsızlık hissedenlerin de olduğu bir gerçek. Nitekim her fırsatta da bu rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. İşin garibi Kürtler açısından olumluluk içerisinde seyreden koşullardan rahatsızlık duyanların arasında Kürtlerin bulunması.

Türklerin gelişmeler karşısındaki öfkelerine, bas bas bağırmalarına, tehditler savurmalarına, olumlu koşulları bozmaya çalışmalarına, şikayet etmelerine ve de en önemlisi engellemek için her türlü çabayı göstermelerine anlam verilir. Çünkü ?YARALARI VARDIR?, ve gelişmeler onların, sözümona, ulusal birlik ve bütünlüklerini ve uluslar arası çıkarlarını zedelemektedir.

Son günlerde Kürt devleti, Kürt milliyetçiliği, Kürt birliği, Kerkük?ün durumu ve Iraktaki seçimlerden dolayı tüm gündemi yine biz kürtler meşgul ediyoruz. Olumlu olumsuz bir çok tartışma yapılıyor. Olumsuz tartışmaların başını Türk genelkurmayı ile devlet yönetimi çekmektedir. Bununla birlikte Kürtlerin cephesinde faşist ve şoven Türklerle aynı duygu ve düşüncelere sahip açıklamalar var, bunlara tanık olmaktayız. Utanç duyuyorum! Bu konunun tartışılması gerektiğine inanıyorum.

İlginçtir, Türk Genelkurmayı ile A.Öcalan ve Kongra-Gel yönetiminin açıklamalarının arasında ne kadar da benzerlik var. Aynı şeye karşı gelmek ve tavır almak. Hatta A. Öcalan?ın avukatları aracılığı ile yaptığı son açıklamadan ?güneyde Kürt devletine gerekirse müdahale edilerek müsaade edilmemesi? anlamı çıkmaktadır.

Bu konuda A. Öcalan şunları söylüyor: ?İlkel milliyetçilik, modern milliyetçiliğe dönüşecek. Bu Kürt milliyetçiliği devletleşmek durumunda. Araplara, İran?a ve Türkiye?ye karşı savaştıracaklar. Bu Kürt hakim işbirlikçi tabaka ABD, İngilizler ve hatta Avrupa?ya da dayandırılarak devletleştiriliyor.Bugün Güney?de bir Kürt devleti doğuyor. Arkasında ABD ve Batılılar var. Bu devletin ideolojisi milliyetçidir. Bu milliyetçilik yerinde durmayacak. İran?dan, Türk?ten, Arap?tan, şundan bundan bir şey isteyecek.
Irak Kürdistan'ında ki devletleşme esas olarak ABD, Íngiltere, Ísrail ve diğer AB ülkeleri tarafından desteklenmektedir. Bundaki amaç, Ortadoğu'nun kontrolü ve Ísrail?e stratejik bir müttefik yaratma ihtiyacıdır. Bununla birlikte gittikçe kökleşebilir; Arap, Türk ve Acem benzeri bir Kürt burjuva sınıfı ortaya çıkabilir. Emperyalizm ve Ísrail bunu sağlama olanaklarına sahiptir. Daha sonraki süreç Íran, Suriye ve Türkiye Kürtlerini bu çekirdek etrafında "Büyük Kürdistan" biçiminde genişletmeyi programına alabilir. Irak'ta kendini sürekli devletleştirmeye çalışırken, Íran, Türkiye ve Suriye'de kendi işbirlikçi kollarını sıkı hakim ulus devletçiliği içinde palazlandırıp, zamanı geldiğinde kendi içine çekmeye ve kendisiyle bütünleştirmeye çalışacaktır.

Barzani ve Talabani bağımsız devlet kurmak istiyorlar. İlkel milliyetçi ve emperyalizm uşağıdırlar. Bunlar Türkiye için tehlikelidirler. Kemalistleri göreve davet ediyorum. Ben olmasam Kürt milliyetçiliği gelişirdi? demektedir. Kongra-gel yönetimi de benzeri açıklamalar yapmaktadır.

Bu topraklarda kanını döken herkesin bu söylenenleri duyduğunda tüylerinin ürperdiğine inanıyorum. Nedir bu kadar korkulan ve öcü gibi gösterilmek istenen milliyetçilik, ne anlamı var veya kim ne anlam yüklemektedir? Ayıp; bu kadar da kelimelerle oynanmamalı diye düşünüyorum.

19 ve 20. yüzyıllarda çok kullanılan bir kavramdır, milliyetçilik. Maddi ve manevi olarak halkının ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma yaklaşımı olarak anlam kazanır.

İki ayağı vardır; Yurtseverlik ve halkına bağlılık. İkisinin bileşimidir aslında. Olayı biraz daha inceleyelim: Millet olmanın şartları vardır. Aynı topraklar üzerinde ortak bir tarih, ruhi şekillenme, ortak dil, ekonomi, kültür v.b bunların tümü ulus yani millet olmanın temellerini teşkil eder.

O halde, yurtseverlik nedir? Evet, ülke sevgisidir. Toprağa bağlılıktır. Sevgi gibi, duygusal yakınlığı, sadakati içeren bir histir. Evet, İnsan olmanın temelidir yurtseverlik.

O halde milliyetçilik; bir halkın tüm bireylerinin halk olmaktan doğan onur ve kıvanç duygularıyla ve ulusal kimlik bilinci içinde , başka devletlerden her anlamda bağımsız olarak, halkının geleceği için birlikte çalışması; sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik alanlarda başka halk ve devletlerden bağımsız yaşama istemi taşıması ve bu istenci gerçekleştirmek için çalışıp caba harcamasıdır. Biz de aynı hedef için yıllarca çalıştık. Deyim yerinde ise canımızı dişimize takarak. Kürt halkı yıllardır böyle bir inançla hareket etti. Ve bugün Güney Kürdistanda özgür bir vatan parçası yaratmanın koşulları gerçekleşmeye yüz tutmuşken neden Ortadoğu halklarının başına bela olunsun? Kendi kendimizi yiyip bitirmesek kimseye zararımızın dokunacağını sanmıyorum!

Milliyetçiliğin özü bu iken, giderek hakim sınıf ve devletler, kendi çıkarları için özünden boşaltılarak, ırkçı ve faşist yaklaşımlara dönüştürmüşlerdir. Kendi halkını diğer halklardan üstün gören anlayışlar gibi...
Kendi halkımı diğer halklardan üstün görmüyorum, ama paralelinde kendi halkımı diğer halklardan aşağı da görmüyorum. Nedense Kürtlük adına mücadele eden bazılarımız(!) Kürtlükten vebadan kaçar gibi kaçmakta ve egemenine her gün biraz daha benzeşmeye çalışmaktadır. Ve bu kaçışının izahını ben milliyetçi değilim ile açıklamaktadır.

Asıl üzerinde durulması gereken olay budur.

A. Öcalan ?Ne mutlu türküm diyene? ve benzeri söylemler Atatürk?ün kültürel milliyetçiliğini gösterir. Atatürk?ün ırkçı sözleri yok.? demektedir. Yani insaf; adama demezler mi, içi-dışı ırkçı bir deyim olan bu sözü allandırıp-pullandırıp satmaya çalış, hem de en değme Kemalist?ten daha Kemalistçe. İki bin yıldır belki de ilk kez doğru-dürüst bir fırsat yakalamış Kürt halkı, ona da elli kulp bulunuyor. Adeta daha doğmadan ?nasıl düşük yaptırırım, o çocuk piçtir doğurtmam, doğsa bile yaşatmam? demek gibi. İşte burada herkes sana beddua eder; bunu bilmelisin.

Doğrusu biraz da tanımlamalarımızı tarihsel ve sosyolojik olgulardan çıkarmalıyız. Ernest Gellner(İngiliz-filozof-yazar) milliyetçilik için ?ulusal olanla siyasal olanın çakışmasını ön gören anlayıştır? der. O halde ulusal ve siyasal çıkarlarımız bugün nerede çakışıyorsa oraya seferber olmamız gerekmez mi?

Şimdi Kürt halkının ırkçı ve şovence bir yaklaşımı veya söylemi var mı ki bu kadar saldırıya maruz kalmaktadır? Hayır yoktur. O halde neden topyekun Türk genelkurmayı ve kraldan daha kralcı kesilen Kongra-gel bu kadar yoğun saldırı yapmaktadırlar. Irkçılığın alası Türklerde, şoven milliyetçilik onlarda ezilen ve horlanan, aşağılanan hep Kürt halkı. Kendisine ait olanı istemek ve bunun için mücadele etmek insanın en doğal hakkı değil mi? Dünyada artık anne karnındaki altı aylık bebeğin bile birey hakları var, kırk milyon kürdün millet olma hakkı neden olmasın? Af buyurun şu değerlendirmeyi yapmadan geçemeyeceğim: bazı Kürt aydın ve liderlerimiz(!) hiçlik üzerine politika yapmayı meslek edinmişlerdir. Olmayan devlet için bin bir söz ve tavır. Yok daha bir şey yok. Olur mu olmaz mı orası bile belli değil. Bekle hele bir olsun, sonra donunu biçersin.

Biz Kürtler kaç bin yıldır devletsiz bırakıldık? Kendi topraklarımızda kaç bin yıldır vatansız ve kimliksiz yaşamaktayız.(adına yaşam denirse)? Hala en büyük sömürüyü soluyan biz değil miyiz? Dört parçada da en zavallı olan ve baskı altında tutularak yaşamak zorunda olmak. Elle tutulur hiçbir şeyi olmayan biz Kürtler olmasına rağmen, gel gör ki başa bela olacak olan da Kürtler oluyor. Bu düşünceler normal bir insanın söyleyebileceği sözler olamaz. Hafızasını yitiren ve yahut kendi geçmişini bu kadar ret eden insanların yapacağı değerlendirmelerdir.
Kerkük?te bulunan birkaç bin Türkmen için Türkiye dünyayı ayağa kaldırıyor. Buna ses eden yok. Hakkıdır yapmalı. Ama biz Kürtler yapınca milliyetçi oluyoruz. Onların yaptığı ırkçılık-şovenciliktir. Kürtlerin ise hakkını-kendisine ait olanı almasıdır diyorum.

Milyonlarca Kürt yıllarca bağımsızlık için mücadele etti. Bu yolda verilen bedelleri saymaya gerek yok. Ancak bundan sonra da kendi halkı için mücadele etmesini bilmelidir. Ben savaşalım demiyorum. Aksine bununla arpa boyu yol alınmaz ama teslim olarak ve kendini pazarlayarak ta bir yere varılamaz. Kürtlüğe, Kürtlere ve Kürdistan?a sahip çıkmak gerekir. En demokratik yaklaşımın bu olduğuna inanıyorum. Gelin önce kendi gerçeğimizi kabullenecek bir tahammül ve buna uygun birlik ruhunu geliştirelim.

Ulusal olanla siyasal olan çıkarlarımız Kerkük?te ve Güney Kürdistan?da çakışmaktadır. Biz Kürtlere, ortak paydada buluşma zeminini oluşturmaktadır. Sözümüz anlayana?

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe