Ya, İran'da İdam Edilen Canlara Kim Yanacak?
İran küçük bir demokratik kıpırtıya dahi idamla cevap vermeye devam ediyor. Kürtler çocuklarının ve sevdiklerinin gözleri önünde idama gönderiliyor… Babasının eteğine yapışıp da ‘’baba gitme’’ diyen o kömür gözlü çocuğun ve yine babasının boynuna asılan ipe “oyun mu oynanıyor” edasıyla bakan o kız çocuğunun gözlerinde, babasının idam sehpasındaki son hali kazınıyor. Bu acının sınırları başka nasıl tarif edilir ki?
Tahsin İnanç
29.05.2014 - 08:13
Bugün haberlerde, İran’da yine 12 Kürt gencinin idam edildiğini tüylerim ürpererek okudum. Maalesef böylesine trajik bir olay, hakettiği şekilde çok ciddi bir haber konusu dahi edilmemişti.

Neden diye kendi kendime sorarak isyan edesim geliyor? İnsanlık nerede? 21. yy’da orta çağ zihniyetini aratmayan bu zihniyete ve bu zihniyetin sahibi karanlık İran’a neden dur denilmiyor? İran küçük bir demokratik kıpırtıya dahi idamla cevap vermeye devam ediyor. Kürtler çocuklarının ve sevdiklerinin gözleri önünde idama gönderiliyor… Babasının eteğine yapışıp da ‘’baba gitme’’ diyen o kömür gözlü çocuğun ve yine babasının boynuna asılan ipe “oyun mu oynanıyor” edasıyla bakan o kız çocuğunun gözlerinde, babasının idam sehpasındaki son hali kazınıyor. Bu acının sınırları başka nasıl tarif edilir ki?

Biz Kürtlerin bu dünya denilen gezegende gerçek bir cehennemi yaşadığı fikrine kapıldım.

Geçen yüzyılda yaşanan katliamların haddi hesabı yok. Bu konuda ortaya çıkan veriler her ne kadar bazı rakamları içeriyorsa da gerçekte yaşanan kayıplar kat be kat daha fazladır. Türklerin, Arapların ve Acemlerin son yüzyılda öldürdükleri Kürtlerin sayısı Avrupa’daki birçok ülkeden ya da Birleşmiş Milletlere üye onlarca ülkenin nüfusundan daha fazladır.

Son dönemde artan ve özellikle de Arap baharı adıyla söylenen Ortadoğu’daki halk hareketlerinden ürken ve sıranın kendisine geleceği korkusuyla alelacele kendi halkına gözdağı vermek isteyen İran da; tüm diktatöryal hareketlerde olduğu gibi, kendisinden olmayanı ya da tehlike gördüğünü imha etme çalışmaları hız kazanmıştır.

Herhangi bir hareketlenme ya da devrim olayında öncü kuvvet gibi duran ve doğası gereği isyana yatkın olan Kürtlerin Saddam’ın devrilmesinde oynadıkları rol, yine Suriye’de oynadıkları rol ve halen Türkiye’de oynadıkları ve oynayacakları rolleri gereği ilk elden baş tehdit olarak görülüyor.

İşte bu gerçeklikten hareketle Kürtlerin demokratik uyanışını kendisi için temel tehdit olarak gören İran devleti; Kürtleri yeniden idam sehpalarında sallandırmaya hız vermiştir.

1947 yılında Qazi Muhammed ile başlayan Kürtleri idam geleneği yüzbinlerce kürdün ölümü ile sonuçlanmıştır.

1979’ da Humeyni İran’da devrim yaparken en büyük destek ve ittifakı Kürtlerle yapmıştır. Humeyni’’ biz devrimi Kürtlerle ortak gerçekleştirdik’’ demiştir. Ama kısa bir süre sonra kendisini sağlama aldıktan sonra ilk olarak Kürtlere yönelir. Ardından idamlar, infazlar ve ortadan yok etmelerle 50 bine yakın kürdü öldürtür. Birçoğunu da sürgüne gönderir. O dönemde sürgün edilen ya da firari konumuna giren on binlerce Kürt, Güney Kürdistan’a sığınır.

Arap baharı denilen sürecin başlamasından bu yana İran’da idam edilen Kürtlerin sayısı 2000’i geçmiştir. Ki bu sayıya yargısız infazlar, kaçakçılık yaparken sınırda vurulup gömülen veya gece yarısı alınıp bir daha haber alınamayanları da eklersek aslında Halepçe katliamına denk düşecek bir sayıya tekabül eder ki bu içinde bulunduğumuz çağ itibariyle çok korkunç bir rakamdır.

2013 te seçilerek cumhurbaşkanı olan Hasan Ruhani’nin ılımlı lider olduğu ve baskı, işkence ve idamların azalacağı fikrine kapılanlar yanıldılar. İran’da işleyen bir sistem var ve kimin başta olduğu pek te önemli değildir. Dışta ılımlı görünerek, içte ve altta daha da sert tavır takınmak binlerce yıllık siyasetin ortaya çıkardığı bir hiledir.

Sadece içinde bulunduğumuz 2014 yılının 5 aylık diliminde İran’da, idam edilen Kürtlerin sayısı yüzü geçmiştir. Ve dahası, idam kararı verilen 176 kişi de sırada beklemektedir.

Birkaç gün önce Soma’ da yaşanan maden kazasında ölenler için elimizden gelen bir şey yoktu. Her şeyden önce bihaberdik, bilemezdik ve dolayısıyla önleyemezdik. İnsan olarak o konuda sadece acılarını paylaşabilir ve buna sebep olanları kınayıp, lanetleyebiliriz.

İran’da idam edilen ve edilecek olanlar için hala geç değil bu konuda yapılacak çok şey olduğuna inanıyorum. Sosyal medyada Soma için yazılanlar veya konan resimler durumun ciddiyetini ortaya koymak açısından önemlidir. Ancak aynı duyarlılığı göstermek için, Kürtler başta olmak üzere, tüm insanlığın İran’da yaşanan bu vahşete de dur diyebilmesi için daha ne kadar insanın ölmesi gerekiyor?

Bir baba için en büyük acı, çocuklarının gözleri önünde öldürülmesidir Bizim de çocuklarımız var. Biraz empati yapalım. Seyit Rıza’dan önce gözünün önünde oğlunu asıyorlar. İran’da 8, 10 yaşlarındaki çocukların gözü önünde babalar asılıyor, ana- babaların canı ciğeri evlatlarının idamını zorla izlettiriyorlar, bundan daha büyük bir acı olabilir mi?

O anda babasını, oğlunu, kardeşini veya sevdiğini darağacında gören insan için cehennem bu değilse nedir?

Bu yöntemlerle idamı izleyenlerin ömrü boyunca başkaldırma veya muhalif olmaları halinde kendilerini nasıl bir sonun beklediğini göstermek istiyorlar.

Başta Kürt önderleri Şeyh Sait, Seyit Rıza, Qazi Muhammed… Bu liste uzar gider. İdam hiçbir kürdü davasından, inancından alıkoymadı, korkutmadı ve yıldırmadı. Tarih bunların örnekleri ile doludur.

Şunu esefle belirteyim ki; Kürtlerin yaşadığı bu vahşeti (hem de bu yüzyılda) başka bir ülkede başka bir halk yaşasaydı dünya ayağa kalkardı. Bırakalım insanı, bilmem nerede bir hayvana kötü muamele edildiği için dünyayı ayağa kaldıran sözde hümanistler; Kürtler öldürülürken, idam edilirken, katliamdan geçirilirken neden açıdan kıvranmıyorlar, kıyametleri koparmıyorlar. Evet, aynen öyle hepsi düzenbazlık, hepsi yalan, rol ve reklam, başkada bir şey değil.

Mayıs ayının başında Amed’te toplanan Demokratik İslam kongresi; 15 karar almıştır. Ancak bunlardan sadece 7. Maddede birçok devletin ismi sayılırken İran’ın durumu ‘’ İran’da yaşanan idamlar’’ şeklinde basit ve vurgusuz bir biçimde geçmiştir. Kusura bakmayın beyler adını saydığınız, Mısır, Bahreyn, Libya, Yemen, Arabistan gibi devletlerin idam ettirdikleri veya edecekleri insanlara sahip çıkan çok, siz önce kendi halkınızdan olana sahip çıkın, ona bir madde açın ve çok ciddi olarak uyarın, hatta yetmez, teşhir ve tecrit isteyin… Tabi diğerlerini de ayrı bir başlıkta talep edin ve kınayın. İnsan olmanın gereği, yaşadığı dünyadaki tüm olumsuzluklara ve zalimliklere, kendisinden olsun veya olmasın, karşı durabilmesidir. Hal böyleyken, kendi evindeki yangına tepki vermeyen, başkasının evindeki dumanlara elinde kovalarla su yetiştirmeye çalışmanın ne samimiyeti, ne de ahlaki bir boyutu olamaz. Yangın senin evinde… Alevler her taraftan çıkıyor, onu söndürmek yerine başka yerlerdeki dumanlara takılmak kadar zavallıca bir durum olamaz. Böylesi bir yaklaşım ancak Kürtlerde görülür. Kendimizi kurtaramadan Türklerin demokratikleşmesi derdine girmeye benzer burada alınan karar…

Türkiye’de, güney Kürdistan’da, güney batı Kürdistan’da, Avrupa’da yaşayan Kürtler başta olmak üzere dünyanın bu soruna el atması elzemdir. Çünkü burada yaşanan trajedi bir insanlık trajedisidir. Genel bir dayanışma ve örgütlülükle insanlarımıza yapılan bu kıyımları durduralım.

Maalesef ölüm, biz Kürtler için olunca basit ve ucuz oluyor. Tüm dünya aşina olmuş, normal ve rutin olarak bakıyor Kürtlerin ölümüne ya da idamına…

Kürtlere ( devletlerin eliyle) katliamlarına devam ediliyor an itibari ile... Dün hançerlenen, süngülere takılan, kimyasalla öldürülenler bugün iplerin ucunda sallandırılıyorlar… Değişen tek fark zaman ve uygulanan yöntemdir.

Tüm dinlerde tek kural geçerlidir. ‘’Kim Allah’ın verdiği cana kıyar ise, tüm insanlığın canına kıymış sayılır!’’ Bu kuralın devletler, veya daha özele indirgediğimizde İslam devletleri dışında tutulacak diye bir ayet veya hadis yoktur.

Öyle ise bütün dünyanın yaşanan Kürt idamlarına karşı ayağa kalkması gerekmez mi?

Bütün dünyadan umudu kestim, dünya bizim sorunumuzla sadece ve sadece kendi çıkarları doğrultusunda ilgilenmekte, biz Kürtler bu konuda tek vücut olup insanlarımıza sahip çıkmalıyız.

Her Kürt’ü, elinden geldiğince, gücü ve imkânı ölçüsünde bu vahşeti durdurmak için cabaya davet ediyorum. Tahsin İnanç
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe