Yarınları Şekillendiren Umutlarımızdır...
Demokratikleşme veya Kürt sorununun çözümü ya da açılım!... adına ne denilirse denilsin. Her iki taraf açısından da bu süreç başlamıştır. Önemli olan her türlü kişisel kaygıyı bir tarafa bırakarak; ulusal, siyasal, sosyal,  kültürel talepleri doğru biçimlendirip gerçekleşmesi için gerekli mercilerle ilişkiye geçmektir.
Tahsin İnanç
10.09.2009 - 19:20
İçişleri Bakanının açıklamalarını müteakip Kürt cephesinde “dağın fare doğurduğu” tarzında yaklaşımlar sıklıkla işlendi.  Bu cümle, beklentilerin çok fazla olduğu, ancak pratik yaşamın bu beklentilere karşılık sunmadığı somut olguların ifadesidir. Fakat bu kadar yıldır inkâr edilen bir sorunun tartışılmaya başlanmasını, KÜRT SORUNU diye bir sorunun ele alınmasını, sonun başlangıcı olarak görmek gerekir diye düşünüyorum. Artık her konuşulan ve buna bağlı olarak atılan her adım  bir gelişmedir ve asla ama asla küçümsenmemelidir.

Demokratikleşme veya Kürt sorununun çözümü ya da açılım!... adına ne denilirse denilsin. Her iki taraf açısından da bu süreç başlamıştır. Önemli olan her türlü kişisel kaygıyı bir tarafa bırakarak; ulusal, siyasal, sosyal,  kültürel talepleri doğru biçimlendirip gerçekleşmesi için gerekli mercilerle ilişkiye geçmektir.  Hayıflanmayı, hiçbir şey çıkmadı demeyi bırakarak, asıl olan bu dönemde Kürtler olarak her birey kurum, örgüt parti üzerine düşeni gerçekleştirmelidir. Sorun da çözümü de kimsenin tasarrufunda değildir.

Gerçek anlamda ben demokratım diyen herkes (Kürt Türk fark etmez) soruna  makul, gerçekçi ve sorunu tarihsel gerçekliğinden koparmadan yaklaşır ve çözümü de bu çerçevede ele alır. Ben kazandım yada kaybettim kaygısı yoktur. Halkların özgürlüğü ve kardeşliği vardır asıl olan. Bu Gerçekleştiğinde zaten her türlü kişisel kaygı ortadan kalkmıştır. Neden? Çünkü birey artık özgür bir toplum gerçeği içerisinde kendisini daha iyi ifade edecektir. Düşünceleri yasaklanmadan tercih ve talepleri kısıtlanmadan yaşayacaktır. Şimdi yılarca şöven duygu ve düşüncelerle beslenen birey, kurum yada devlet anlayışının ardından  (egemenler açısından) ezilenin haklarının verilmeye başlanmasının tartışılmaya açılması devletin resmi organlarının bizzat kendi elleriyle bunu yapmaya çalışması tabiî ki bazı çevrelerin kaybetme telaşını da beraberinde getirmektedir. Ezilen açısından ise tersi olmak zorundadır. Biz Kürtlerin bu gerçeklikten hareketle hükümet başta olmak üzere devletin bir çok kurumunun atmak istedikleri adımları anlamlandırarak çözümün derinlikli ve Kürtlerin lehine olacak biçimde geliştirilmesi için kolları sıvamak gerekir. Bu dönemde az bile olsa her türlü gelişme Kürt hanesine artı olarak geçecektir. Neden? Yılardır Kürt halkının verdiği mücadelenin ardından devletin kendisi bugün adım atmak için uğraşıyorsa bu önemlidir. Fakat her şey demek değildir şüphesiz. Bence asıl iş biz Kürtlerin omzundadır. Nasıl yaşanacağını toplumun ve bireyin kendisi karar verir. Yıllardır ezilmişlik ve bunun ardından gelişen isyanların sonucunda siyasallaşan bir Kürt halk gerçekliği söz konusudur. Mevcut durumda önemli olan ihtiyaçların doğruluğu ve buna uygun taleplerdir. Biz Kürtler açısından bu olgunluk söz konusudur.   Ayrıca dünya kamuoyu da gözlerini şu anda Türkiye’de Kürt sorununun çözümü için atılacak her türlü adıma çevirmiştir. (hem Kürt hem Türk cephesinde)  Ondandır ki bazen kaybediyorum diyenlerle aynı üslup ve yaklaşımı belirlemek sadece kaybettirir.

En benim diyenlerden işte solcu ve demokrat, yine sözde dürüst olduğunu söyleyen CHP’li Kılıçdaroğlu’nun  soruna ve çözümüne yaklaşımı kaybediyoruz diyen  tablonun durumunu ortaya koymaktadır.  Bu konuda CHP’li Kılıçdaroğlu; "İçişleri Bakanı, bazı kuruluşlarla görüştü. Hiçbir öneri yapmadan sadece dinledi. Acaba hedef sorunu çözmek değil, çözmemek mi? Devlet mayınlı arazilerde üretme çiftlikleri kursun. Afla dağdan inen burada istihdam edilsin. Hepsi sigortalı olsun. Oluşacak gelirle şehit ailelerinin çocuklarına bakılırsa, her türlü toplumsal barış sağlanır." diyor. Bu cümleleri alıp yorumladığımızda şöven ve kaybetme psikolojini görmek mümkün. Bir yandan çabaları baltalama öte yandan kendisini egemen, üstün gören psikoloji ile dağdan inenlere istihdam adına ‘mayınlı arazide, üretim çiftliklerinde çalışarak şehit ailelerine hizmet etsinler!’ gibi belirlemelerde bulunmak sadece nahoş değil, bu düşüncenin kendisinin idam edilmesi gerekir. Siyasette uzlaşı birlikteliklerin temelini sağlam attırır. Unutmayalım; Yaydan çıkan ok gibidir ağızdan çıkan her laf. Çıktımı bir daha içeri sokamasın. Ondandır ki kimi için ‘bir hazinedir’ derler dil, Kılıçdaroğlu gibilere ise bu yaklaşımları sayesinde ‘devasız derttir dil’! Cümlesi yakışır. Barışı ve çözümü isteyen bir insan bu dili kullanır mı acaba?

Buyur buradan yak. Sözde demokrat milletvekili buysa, MHPlisi nasıl olsun var sen gerisini düşün.

Tabi bunu söylerken çok da hayal kırıklığı yaşadığımdan değildir. Hem alttan hem de üstten her kesimden bu tür yaklaşımlar daha da olacaktır. Bunlar ne bizi sıkmalı nede boşa almalı. Kürtler daha bir birlik ve dayanışma içinde hareket ederek her yaklaşıma, karşı tavra ve engelleyici girişime karşı ortak ses vermelidir.

Kürt sorununun çözümünün gerek devletin resmi organlarında gerekse kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışıldığı bu günlerde Kürt cephesinde de önemli tartışmalar yaşanmaktadır. Türkiye de Kürt sorununun adım adım çözüme kavuşturulması bir bütün olarak Kürtlerin çözüm koşullarını hızlandıracaktır. Türkiye deki bu gelişmeleri bütünün bir parçası olarak ele almak önemlidir. Kürtler içerisinde de elini taşın altına koymadan çok konuşan rant peşinde koşanlar asıp-kesenler ille de savaş diyenler var.  Savaş ve kanla sorunun çözümünü istemek halkın çocuklarının kanı üzerinde kendini konuşturmadan başka bir şey değildir. Bence bu süreçten sonra savaşı istemek ya da bunu ima eden yaklaşımlar dahi teşir edilmeli. Hani ayıptır illa ben isterim diyen varsa buyursun en önde saf tutsun. Yok, buna yoksa da başkalarının çocuklarının canı üzerine de pazarlık yapmasın.


Sadece devletin vereceğini beklemek ve ‘sorunu onlar çözmeye başladı, çözsünler. Biz de bakalım ne olacak?’ yaklaşımı ne kadar yanlışsa; yıllarca büyüyen bir sorunu dar siyasete hapsetmek ya da ‘ ille de savaşla bu iş çözülür’ demek de o kadar yanlıştır. Tarihi sorumluluk gerçekçi olmak kadar vicdanlı olmayı da gerektirir. Basit çıkarlar için sorunu saptırmamak gerektiğine inanıyorum.


Kısaca savaş ile bu sorunu çözemeyeceğimiz gün gibi ortadır. Bununla çözümde ısrarcı olmak sadece gözyaşı ve kanı artırmadan ve insanlar arsındaki anlaşmazlıklar ve kinin devamından başka bir şey değildir. O halde; sorunun çözümünü düşündüğümüzde ilk yapmamız gereken bu anlamsız savaşın sonlandırılması için caba sarf edilmesi olmalıdır. Ancak bundan kurtulduğumuzda tüm enerjimizi gerçek çözüm sahasına aktarabiliriz. Neden en önemli konu budur?  Çünkü çözümün en belirleyici tıkacı konumundaki savaş ve bunun arkasındakilerin çıkarları söz konusudur.  Bunlar çözüldüğünde ya da durdurma gücü gösterildiğinde;  dünya halkları, demokrat çevre ve hükümetlerin desteği daha güçlü alınır ve biz Kürtler de tüm çabamızı siyasal çözüme aktarmış oluruz.


Yeter artık bu halk savaşı istemiyor. Bunda ısrar halkın çoğunun mücadeleden soğumasına neden olmuştur.


Bu konuda tekrardan DTP başta olmak üzere tüm aydın ve kurumların buna karşı tavır içinde olması lazımdır.


En büyük dileğim savaşın bitirilmesidir.


Şayet bu konuda gelişme olursa ya da gerçekten savaş biterse ne olur?


Ki bazılarının dediği gibi ‘bizi oyuna getirip savaş bitsin. Gerilla dağıtılsın sonrada bize yönelirler, ordusuz, askersiz kalırsak herhangi bir durumda, nasıl karşı misilleme yaparız? yaklaşımları kendine ve halka güvenmemenin diğer adıdır.


Kürt halkı her şeyin farkındadır. Yeter ki bu konuda ona koyun muamelesi yapılmaktan vazgeçilsin, sadece ben bilirim bırakılsın. O zaman her yönüyle kat be kat gelişme olacaktır.


Tüm bunların sonucunda devlet, düşünüldüğü gibi olumsuz bir yaklaşım içerisine girer yani imha ederim geri kalanıda siner gibi bir hataya düşmez , aksi  bu noktadan sonra söz biter artık!...
Halkların kardeşçe yaşama koşulları yaratılarak, her türlü olumsuz duygudan arınarak, kazanan BARIŞ olur…umutlar daha güçlü yeşerir…
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe